İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fakirane

Sedat Anar ile Sokağın Sesleri Üzerine – M. Fatih Kutlubay

1. Sedat abi merhaba. Öncelikle teşekkür ediyorum davetimize icabet ettiğin için. Sokağın Sesleri hayırlı olsun. Müzik için özellikle de sokak müziği için yaptıkların göz dolduruyor. Daim olsun diyor  sokak ve sahne ayrımı ile başlamak istiyorum. Kitaptaki söyleşilerin temel çıkışlarından birisi bu. Verilen cevaplar da genelde samimiyet eksenli. Sen de önsözde benzeri bir duruma vurgu yapıyorsun. Sahneye sokağın samimiyetini taşımak için yaptıklarından bahsediyorsun. Bunlar dışında, salonların sokak ruhuna adaptasyonu için yahut seyircilerin interaktif katılımı konusunda neler yapılabilir?

– Selamlar Fatih. Sevdiğim bir öykü yazarıyla söyleşi yaptığım için mutluyum. Kitabın önsözünde kendi yaşadıklarımdan bahsettim. Sokakta müzik yaptım sekiz sene ama sahneye çıkınca bir monitör istediğinizde bile “Adam sokaktan gelmiş, sanki sokakta monitör vardı.” diye söylenir. Herhalde ömrüm sokak müzisyenlerinin bir sanatçı olduğunu insanlara anlatmakla geçecek. Sokak ve sahne arasındaki en uçurum örneği vereyim: Mesela güzel bir konser salonunda konsere gittiğinizde sahnede hayranlıkla dinlediğiniz müzisyenle konser çıkışı çoğu zaman fotoğraf bile çektiremezsiniz. Göremezseniz bile. Menajerine ya da görevli kişiye gidip konuşursunuz o da sanatçıya söyler ve yüzde doksan olumsuz dönüş alır dinleyici. Ben bundan nefret ediyorum. Konserim bitince sahnede bekliyorum. Konser öncesi kuliste kapım açık herkese. İsteyen gelebilir. Çünkü ben o sahneye o insanlar sayesinde çıkıyorum. Beni dinledikleri için çıkıyorum bunu sekiz sene sokakta çalarak deneyimledim. Keşke tüm müzisyenler bunu yapsa. Ha çok çok ünlü birisi olur. Konser sonrası yarım saat söyleşi de yapabilir. Bu zor değil ki. Ben konserimde eser aralarında bile bunu yapıyorum.