İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fakirane

Haklılığın Sonsuz Istırabı – Hamza Eren Sarıçam

Havada asılı kalmış gibi aheste aheste yere süzülen beyaz taneler her ne kadar karı andırsa da benim için sadece aklımdaki soruları diri tutan birer hatırlatmaydılar. Elimi göğe doğru kaldırıp bir iki tanesini elime alınca bile erimiyorlar, kar olmadıklarını gösteriyorlardı.

Göz alabildiğine giden beyazlık huzur vermiyordu bana. En başından beri de böyleydi. Buraya düştüğümden beri sonsuz beyaza düşman bir şey arayıp durur oldu gözlerim. Başta buranın sonu olup olmadığını düşünsem de sonradan asıl sormam gereken sorunun neden buraya düştüğüm olduğunu anlamam çok sürmedi.

O andan sonra her şeyin nerede başladığını düşündüm uzun süre. Hata mı demeliyim bilmiyorum, düşündükçe muhtemel cevapların arttığı gerçeği de korkutuyor beni. Bu da bir yanılgı olabilirdi. Belki de her şeyi bilmemden dolayı buradayım.

Evet, en başını düşünecek olursam bir noktayı belirleyemiyorum. Her şey nerede nasıl başladı hiçbir fikrim yok. Zaten hayatım da hiçbir zaman dümdüz öylece sürüp gitmedi. Benden beklenen sakin hayatı yaşayamadım.

Başta sonun nerede olduğunu düşündüm. Daha sonra sonunun olup olmadığı konusunda tereddüde düştüm. Ve nihayetinde neden buraya düştüm diye düşündüm. İlk aklıma gelen kendi kanımdan birinin bana yaptıklarıydı. Tamam, bütün kabahat onda da değildi en nihayetinde öldürdüm onu fakat her can alan haksız değildi ya.