İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Öykü”

Ağzın Hakkında Bir Şeyler Biliyorum – Ahmet Aram

Farsça’dan çeviren: Samira Sheykhi


1.
Bilmediğim bir nedenden sarı bıyığıma dokundum, ondan sonra parmaklarım bıyığımın altına girdi. Bir çukur ve birdenbire ağzımı buldum. Ağzım olduğunu şimdi hatırladığımı itiraf ediyorum. İnanması size zor ve saçma gelebilir. Ağza sahip olduğunu birden fark eden kırk beş yaşında bir insan hakkında kötü yargılar olabilir tabi. Zar zor bir ayna parçası buluyorum. Mişa bütün aynaları toplayıp kırmış ve evden dışarı atmış. Cinlerin bu aynalardan eve girdiğine inanıyor. Ben kırık bir ayna parçasını bir yere saklamıştım. Odama gidiyorum, gizlice kırık aynayı çenemin önünde tutuyorum. Gözlerime, kaşlarıma ve basık burnuma değil sadece o çukura bakıyorum. Karanlık, yapışkan ve hırıltıdan dolu bir çukur. Bu sefer işaret parmağımı o yapışkan ve sıcak havaya daldırıyorum. Boğazımın dibine ıslak ve hareketli bir et takıldı, parmağımın ucunu ona çarpıyor. Bu hareketli et beni konuşturan dilimdir kesin. Onunla oynuyorum. Hatta dokunması çok zor olan küçük dilimi de kurcalayabilirim. Onu basınca bademciklerim ağrımaya başlıyor. Kusma hissimi bastırıyorum sonra “O zaman iki dilim var.” diye düşünüyorum. Hakikaten küçük dilimin verimliliği hakkında hiçbir bilgim yok. Eksik düşüncelerime gülmek için fırsat oluşuyor. Hemen ağzımdan bu cümle çıkıyor: “Saçma, çok saçma.” Kaç kere ağzımı açıp kapatıyorum her seferinde dişlerimden takır takır korkunç bir ses çıkıyor. Neden dişlerimden bihaber oldum? Bakıyorum eciş bücüş sütunlar gibi iltihaplı diş etlerime oturduklarını fark ediyorum. Uzun zamandır ıslık çalamıyorum, dişlerim arasında boşluk olduğu içindir muhtemelen.

Koridorun karanlık yarısının derinliğinden Mişa’nın sesini duyuyorum “Ben çıkıyorum, öğle yemeğimi arkadaşlarla yiyeceğim, merak etme hiçbir şey beni bitiremez; keşke sende gelseydin demiyorum çünkü arkadaşlarımdan nefret ediyorsun.”