İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Abdulkadir’e Mektup – Adige Batur

Selamdan sonra,

Ruth’un dudağındaki kiraz lekesini hatırladın mı? İşte o lekeyle başlıyor aydınlanma. Ruth bir melek değil artık, ayakları yere basan bir insan… Ve o yapabiliyorsa Martin de yapar onun yapabildiği her şeyi. Çünkü kiraz dudakta leke bırakır, insan olduğumuzu hatırlatmak için.

El-Hamra‘nın kubbesi sekiz köşeli yıldız. Endülüs, aydınlık bir gece… Tüm duvarlarında El Hamra’nın aynı yazı, “zihnine kazı ve hatırla” diyen: Ve lâ ğalibi illalah… Attığın zaman nasıl ki “sen atmadın o attı” ise tüm zaferlerin de kazananı O…
Esnaf dükkanlarında ecdadın yazısını getiriyor aklıma: Heze min fadli rabbi / Bu, Rabbimin fazlındandır…

Kafka’nın boyu uzun halbuki, biz onu kısa ve cılız hayal ettik hep. Ve sebzenin etimolojisini keşfettim: Sebz / yeşil. Fars dilinden yadigar.
Füruğ Ferruhzat‘a ilk önce ailesi tepki göstermiş, dışlanmak şairin kaderi. Keşke, az biraz daha edepli olsaymış… ve ayrıca ölünün arkasından konuşulmaz.

Hasan‘ı Kafka‘ya mı benzetiyorum ne, bak yeni fark etim bunu. H’afka, enteresan… Dokuzunca Hariciye Koğuşu’ndaki çocuk büyüyünce Kafka oluyor demek ki. Hem Kafka da sevdiğine kavuşamamış. Ama şu da var ki Hasan’nın böcüğü ölmek üzere ve fakat Kafka ise böcüğe dönüşerek ölümsüz olmuş…

Ve Abdülkadir, asosyalistler sol yumruklarını havaya kaldırmazlar, sağ yumruklarını da kaldırmazlar. Bir kere asosyalistler yumruklarını kaldırmazlar. Ve aslında yumruk kaldırmak için değil, indirmek içindir.

Martin sonunda intihar etmeseydi, iyiydi. Müntehir‘ler kirazın tadını özleyemezler, zira…

Bir de Abdulkadir, Emel (peltek s ile) Maslusi‘nin sesi neden bu kadar buğulu. Soyadını “Mathlouthi” şeklinde yazıyor ecnebiler, peltek s’nin katili latin alfabesi… “Mâ’lkit” diyordu en son, yani bulamadım…

Ben yine de “Li Beyrut“u şarkıların başına koyuyorum, Feyruz‘un bir şehirden bir sevgili çıkarmasına şaşkınlıkla şahit oluyorum her defasında ve Beyrut uzaktaki sevgili oluyor birden, Aranjuez‘in de katkılarıyla… “Mejdun min renadin / seni terk eden delidir…”

Sitare‘nin girişindeki Farsça beyitin anlamını da öğrendim Kanar hocadan. Hatırlatayım yeniden:
Çeşmek bezen sitare / ez men mekan kanare ( Göz kırp bana ey yıldız / Benden uzaklaşma)

Ha unutmadan, biz iyiyiz herkes iyi her şey iyi… Hatta sen de iyisin biliyorum… Ama iyinin kendisi kötü…

Hûda Hafız

2 Yorum

  1. Özlem Özlem Nisan 17, 2015

    Izninizle kopyalayabilir miyim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir