İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Biblioterapi – Çetin Çoban

Biblioterapi terimi Yunancada kitap anlamına gelen ”biblio” ve terapi “therapeia” kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Bu kelime Yunanistan’da bir kütüphanenin kapısında yazılı olan ve “ insan ruhunun iyileştirildiği mekan anlamında kullanılan cümleden ilham alınarak kitapla insanın ruhsal sıkıntılarının çözüme kavuşturulması şeklinde kullanılmıştır. Alanyazı incelendiğinde çok farklı Bibliyoterpi tanımlarına rastlanmaktadır. Yapılan tanımlar genel anlamda klinik odaktan gelişim odağa doğru uzanmaktadır. Klinik tanımlar biri Dorland’ın Resimli Medikal Sözlük’ünde (1941) kitapların okunmasının ruhsal hastalıkların iyileştirilme sürecinde kullanılması  şeklinde ifade edilmektedir. Ayrıca Bibliyoterapi, sadece kitap okumayı da ifade eder bu okumayla birey daha önce yaşamında karşılaşmadığı bir sorunu öğrenmek ve karşılaşmadan önce o sorunu kafasında şekillendirip yaşamış gibi hissederek yaşamadan o soruna karşı deneyim kazanmaktır.

Kaynaklara bakıldığında İnsanların sorunlarıyla baş etmek ve içinde bulundukları ruhsal sıkıntılardan kurtulmak için kitaplara başvurma şekli eski Yunan’a kadar gider. Burada kütüphaneler sadece kitap okuma yeri olarak görülmemiş aynı zamanda insanların dinlenmek ve düşünmek içim kullandıkları mekânlar haline gelmiştir.

Türk kültüründe de bazı uygulamalarda benzerlikler görülmektedir. “Sıkıntı sonrası oluşan rahatlama” bugünkü ifadesiyle Bibliyoterapi anlamında kullanabileceğimiz çalışmalar olmuştur. Türk dilindeki ilk Bibliyoterapi kitabı Kasım İbn Mehmed’ in Farsçadan tercüme ettiği kitap kabul edilmektedir. Bu kitap’ta toplumun sözlü kültüründe geniş yer kaplayan masalların, mitlerin etkisiyle gerçekle, hayalin birbirine girdiği okuyanların eğlenirken aynı zamanda düşünmesini de amaçlayan kahramanlarını tarihi karakterlerden alan, her zaman mutlu sonla biten, kahramanları temiz kalpli, yardımseverdir. Ayrıca yaşadığı bütün zorluklara rağmen iyilikten ve güzellikten vazgeçmemekte, haksızlığa karşı gelmektedirler. Türk kültüründe Bibliyoterapi öyküleri yazımı genellikle bu bahsedilen özelliklere göre şekillenmektedir.

Bibliyoterapi ile alakalı Avrupa’ya baktığımızda, kitapların insanoğlunun ruhsal buhranlarına çözüm bulmak veya çocuklarda ki davranış bozukluklarını çözmek için kullanılmasının önerilmesi İrlanda’da, 1930’lu yıllara denk gelmektedir. İrlanda’da yapılan bu tartışmalar neticesinde ün kazanmış bir sağaltım şeklidir. Ayrıca bu yıllarda kitaplarla en fazla etkileşim içinde olan kütüphaneciler, insan ruh sağlığı uzmanlarının desteği ile insanlarda iyileştirici etkisi olabileceğine inandıkları kitapların bir listesini yapmaya çalışmışlardır. Bibliyoterapi temelde, kitabı okuyan çocuğun, kitapta bahsedilen kahraman ile özdeşim kurması ve kurduğu bu özdeşimle hayatta karşısına çıkan sorunlara çözüm yolları araması veya yaşadıklarına karşı daha olumlu duygular oluşturmasına yardımcı olan bir yaklaşımdır.

Bibliyoterapi anlamında kitap okuyan ve bu kitaptaki kahramanla özdeşim kurarak kendi sorunlarıyla benzer sorunlar yaşayanların olduğunu fark eden çocukların bu sorunlarla nasıl mücadele edildiğini anlaması. Bu sorunla baş başa kalan tek kişinin kendisi olmadığını görmesi. Açıkça ifade edemediği duygularını dışa vurmasına ve böylelikle duygusal sağaltımını sağlayarak sorunlarını halletmede yeni çözüm yolları bulmasına, arkadaşları veya yetişkinlerle iletişimini düzenlemede yeni yaklaşımlar ve modellemeler oluşturmasına yardımcı olmaktadır. Bu yöntem bireysel olduğu kadar aynı zamanda grup terapilerinde, hastane ve hapishane gibi insanların ruhsal sorunları olabilecek mekânlarda da grup terapisi şeklinde uygulanabilir. Bununla birlikte sağlıklı kişilerde de grup terapisinden ziyade kişisel gelişime yardımcı olmak için de kullanılabilir. Bibliyoterapi ile ilgili alan yazın incelendiğinde, bu konuyla ilgili sınıflamanın genelde iki şekilde olduğu görülmektedir:

1) Klinik Bibliyoterapi: Çok ciddi sorunlarla baş etmeye çalışan bireylere yönelik genellikle ruhsal sorunlarda uzman olan danışman, psikolog gibi çalışanların, bu tedavi için özel olarak tasarlanmış mekânlarda, bireylerin sorunlarına çözüm getirmeye çalışılmasıdır.

2) Gelişimsel Bibliyoterapi: Bir sınıf ortamında ya da kütüphane gibi kitaplarla etkileşimin en üst düzeyde olabileceği yerlerde bir eğitimcinin rehberliği neticesinde yapılan çalışmalardır.

Bibliyoterapi eğitimcilerin rehberliğinde değişik amaçlarla kullanılabilir:

– Çocukların yaşamlarında karşılaştıkları sorunların ne olduğunu belirlemek için,

– Çocukların oluşabilecek sorunlarını daha oluşmadan önce engellemeye çalışmak için,

– İleride çocukluk ve ergenlik çağlarında ortaya çıkabilecek, bu çocukların karşılaşabileceği sorunlara dair farkındalık oluşturmak.

Çocuklarda veya ergenlerde stres, olumsuz davranışları gibi sorunları “önleyici” etkisi olduğu artık bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Çocukların dünyayı algılama ve sorunlarıyla baş etme şekli farklıdır hatta yeterli değildir. Bundan dolayı çocukların içinde bulundukları sorunları çözmelerine yardımcı olmak için, sorunlarına benzer problemlerin içerisinde yer alan masal, hikâye gibi kaynakların kullanılması çocuklar için daha iyi sonuçlar doğurabilir.

Bibliyoterapi yönteminin okullarda öğrenciler üzerinde etkili olması için, öğretmenlerin çocukların sosyal ve akademik ihtiyaçlarını belirlemede, öğrencilerin sorunlarını çözmede duyarlı olması gerekmektedir. Ayrıca kütüphaneciler gibi kitap konusunda uzman olan insanlarda öğretmenlere çocukların sorunlarının çözümlerine yönelik uygun olan kitapları belirlemelerinde ve Bibliyoterapi’yi uygulamak için gereken kütüphane gibi mekânları kullanma noktasında yardım etmeleri gerekmektedir. Bibliyoterapi’nin yapıldığı mekânlar arasında eğitim kurumları, laboratuvar ve danışma merkezleri ön plana çıkmaktadır. Bu terapinin ruhuna uygun yazılan eserler insana her açıdan faydalı olduğu için ve insan psikolojisinde ki iyileştirici etkisinden dolayı öneminin çok fazla olduğu bilinmektedir.

Nitelikli edebi bir ürünün çocuğun hayal dünyasında oluşturacağı özdeşim ve içgörü’nün, çocuğun gerçek hayattan ziyade daha tehlikeli olan kitaplarda sorunun evrenselliğini görmesi ve bu sorunun bir çözüm yolunun olacağına dair inancını güçlendireceği, okuyan kişinin düşüncelerini değiştirebileceği ve böylelikle sorunlarıyla daha rahat baş edebileceği varsayılmaktadır. Bu tutum ve inanış okuyucunun kitaptaki karakterle sağlayacağı özdeşimin gücüyle paralellik sağlamaktadır.

Bibliyoterapi’nin insanın oluşturduğu olumsuz duygu ve düşüncelerin farkına varmasını sağlaması açısından psikoterapiyle benzerliğine bakılacak olursa, ikisi arasındaki ortak noktanın görülmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenlerden dolayı psikolojik danışmanlar danışanların psikososyal bozukluklarla ilgili şikâyetlerine yardımcı olmak için psikoterapide bir araç olarak kullanmaları sağlamıştır. Aslında bu yöntem çocukluktan ergenliğe hatta yetişkinliğe kadar birçok yaş grubunda, duygusal ya da sosyal sorunların çözümüne dair terapistler tarafından kullanılmaktadır. Bibliyoterapi’de yapılan çalışmalar incelendiğinde, bu tür bir desteğin yetişkinlerde sıklıkla kullanıldığı görülmesine rağmen çocuk ve ergenlerde de hem ruhsal hem de davranışsal sorunların çözümünde kullanılmasının da, gençler ve çocuklar üzerindeki olumlu etkileri kaçınılmazdır. Bibiliyoterapi’nin boşanmış aile çocuklarından, cinsel istismara uğrayanlar, aile kaybından kaygı, panik atak gibi birçok alanda ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.

Bibliyoterapi’nin danışmanlar haricinde, önleyici rehberlikte, özel eğitime gereksinim duyan bireylerde hem öğrenme güçlüğü hem de üstün yeteneklerde olduğu gibi geniş alanlarda kullanılabildiği görülmektedir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir