İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Miyuların En Tuhaf Kedisi: Kimsenin Beklemediği Gün – Yunus Meşe

Aradan geçen beş kedi yılından sonra Tifo, Miyu şehrine döndü. Uzun ve zorlu bir gecenin ortalarına doğru mahallesine girdi. Kimseyi rahatsız etmek istemiyordu. Eski yuvasının önünden geçti.  Eskiden kendisinin yattığı yerde başka kediler gördü. Küçük küçük kediler…  Beş yıl öncesini hatırlayınca burnunda bir sızlama hissetti. Bu durumun ismini öğrenmişti: Hüzün. Çabuk toparlandı ama. Tifo, büyümüştü artık. Beş kedi yılı ona çok şey öğretmişti. Çalıların arasındaki kestirme yolu kullanarak çöplüğe gitti.  Yaprakların arasında kalan bir kemik parçasını kemirdi. Uyuyabilecek kadar doymuştu. Biraz ilerideki kumaş yığınına kıvrılıp uyudu.

            Gün, ışıklarını çöplüğün üzerine doğru uzattığında esneme korosu başlamıştı. Rüyalarından sıyrılan kediler aç karınları ile baş başa kalmışlardı. Bir yandan da gerinip esniyorlardı. Güne hazırlıklı olmak zorundalardı. Hiçbirinin köpeklere yem olma niyeti yoktu. Bu yüzden kaslarını hazır ve diri tutuyorlardı. O sabah hazırlıklarını yarıda kesmek zorunda kaldılar. Kumaş yığınına kıvrılmış rüyalar âlemindeki yolculuğunu sürdüren Tifo’yu görenler bir anlığına taş kesildikten sonra evlerin arasına doğru hızla koşup gözden kayboluyorlardı. Birkaç patırtılı kaçış Tifo’yu uyandırdı. Gerindi. Tüylerini temizledi. Kaçan kedilerin arkasından, “Ne oluyor ya? Bir hoş geldin demek yok mu?” diyerek bağırdı. Sesini kendisinden başka duyan olmadı. Ancak Tifo’nun yeniden şehre döndüğü haberi kulaktan kulağa, bire bin eklenerek yayıldı. Anneler çocuklarını yuvalarından çıkarmadılar. Tifo geri dönmüştü. Hastalık geri dönmüştü. Daha büyük bir tehlike olabilir miydi?

Tifo, bu sıcak karşılamadan memnun kalmışa benzemiyordu. Zaten beklediği bir şeydi. Rahatsız olmadı. Ağır adımlarla evinin yolunu tuttu. Annesi öğrenmiş olmalıydı eve döndüğünü. Diğerlerini umursamıyordu. Annesinin nasıl karşılayacağı önemliydi onun için. Çalılıkların içinden geçti. Sarmaşıklara tutunmuş serçelerle selamlaştı. İlk anda telaşla uçuşan serçeler onu tanıyınca mutlulukla şakımaya başladılar. Mahallenin en tuhaf kedisi eve dönmüştü.

Çiko, birkaç kere gözlerini ovuşturdu. Beş kedi yılı önce omuzunda bir serçe ile mahalleden ayrılan Tifo, yanında serçelerle dönmüştü yine. Annenin kirpikleri ıslandı. Uzun uzun kokladı Tifo’yu. “Kokun aynı, hiç değişmemiş,” dedi. Annesine anlatmak istediği çok şey vardı Tifo’nun. Ağzını açmıştı ki sesi büyük bir gürültünün içinde kayboldu. Öfkeli kediler toplanmıştı yuvanın önüne. Tifo’nun da kuleye kapatılmasını istiyorlardı. Çiko, “Sen gittikten sonra hiçbir şey değişmedi,” dedi. Mahalle yine aynı. Kediler çöplüklerde yaşamaya, köpeklerden kaçmaya, serçeleri kovalamaya, insan görünce yalanmaya devam ediyorlar.” “Bu kule olayı ne anne?” diye sordu Tifo. Anlattı annesi…

Tifo’nun gittiği gün onun gibi olmaya karar veren bir kediyi kapatmışlardı oraya. Onu da göndermek istemişlerdi ama kedi direnmişti. Evini sevdiğini söylemişti. Kabul etmiş gibi görünmüşlerdi önce. Bir gece yarısı kurulan tuzakla yakalamışlardı onu. Kapatmışlardı tepedeki kuleye. Ölmeyeceği kadar yemek ve su… Miyavlamayı kabul ederse çıkabilir ancak.

Tifo öfkelenmişti. Kapıdaki sesler arttıkça artıyordu. Çıktı dışarı. Cesur adımlarla yürüdü. Kalabalık sustu bir anda onu görünce. Tifo, baktı onlara. Yüzlerce görüntü vardı ama hepsinin toplamı aynı kedi ediyordu. Başkasına tahammülü olmayan, farklılıklardan nefret eden bir kedi. Tifo, “Kuleye gidiyorum,” dedi yüksek sesle. Yürüdü. Arkasından, “Akıllanmış Tifo. Başına gelecekleri biliyor. Biz götürmeden kendisi gidiyor kuleye.” dediler.

Tifo, ulaştı kuleye. Tırnaklarıyla kesti asma kilidi. Açtı kapıyı. Gördü yavru kediyi. Büyümüştü ama zayıftı. Ateş saçıyordu gözleri. Kızgındı. Ezebilirdi karşısına geleni. Kapının açıldığını fark edince saldırmaya hazırlanmıştı. Keskin tırnaklarını toprağa saplamıştı. Başını kaldırdı. Gördü Tifo’yu. Tanıdı. Sakladı tırnaklarını. Başını eğdi öne. Tifo’yu selamladı.

Tifo, “Gel. Çıkıyoruz artık” dedi. Adım Güneş, dedi kedi. Sen güneşin battığı yöne gidince bu ismi koydum kendime. “Hikâyeni biliyorum,” dedi Tifo. “Artık iki kediyiz. Adım atmak yok geriye.” Yan yana yürüdüler mahallenin içinde. Şaşkın gözler arasında kuruldular çöplükteki kumaş eve.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir