İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Miyuların En Tuhaf Kedisi: Amansız Bir Öfke – Yunus Meşe

Çöplükteki kumaş yuva, yeni sahiplerini ağırlarken mahallede derin bir sessizlik vardı. Tifo açıkça meydan okumuştu herkese.  Beş yüz yıllık çınar ağacının tepesinde yaşayan Kuyruksuz Bilgin, “Yıllar yıllar önce kuru bir ağaç dalı ve ölü güvercin bedeniyle bize bildirilen büyük gün geldi. İçinizdeki korkuyla yüzleşeceksiniz. O korku sizi yenecek,” dedi. Zaten korku içinde olan Miyu şehrinin kedileri, kendilerini sürgülü kapıların arkasına attılar. Bilge’nin sesi yankılandıkça korku ve dehşet büyüdü.

Çöplükte, Tifo ve Güneş’ten başka kimse kalmamıştı. Güneş, hem öfkeli hem üzgündü. Tifo ’ya, “Bundan sonra ne olacak?” diye sordu. Tifo, bir evsiz olarak geçirdiği beş kedi yılında öğrendiklerini hatırladı. “Daha büyük bir şekilde üstümüze gelecekler,” dedi. Bizi buradan, bu şehirden ve geride kalan kedilerin akıllarından kovana kadar üzerimize gelecekler.” “Ama onlar çok kalabalık,” dedi Güneş. “Karşılarında nasıl durabiliriz?” Tifo, “Onlar kalabalık ama biz haklıyız,” dedi. “Kedi Hakları Yasasının ilk maddesi ne diyor hatırladın mı?” diye sordu Tifo. Güneş, “Kulede geçen beş yıl o kadar uzun ve karanlıktı ki aklımın içinde hala izleri var.” Dedi. Tifo, “Unutmuş olmana sevindim. Çünkü kendi yasalarımızı oluşturacağız,” diye cevapladı Güneş’i.  

Mahallenin bir de karanlık yüzü vardı. Köpekkovan ve arkadaşları bu karanlığın merkezine kıvrılmış ağızlarında korkunç mırıltılarla konuşuyorlardı. Köpekkovan, “Bu tehlike beklediğimizin de ötesine geçti. Yeteri kadar ciddiye almadığımızı düşünüyorum. Bu mecliste her şeyi açıkça konuşmanın zamanı geldi.” dedi. Tekgöz, “Şimdiye kadar bizden gizlediğin ne vardı? Şimdi neden konuşmak istiyorsun?” diye sordu. Köpekkovan, meclisteki kedilere uzun uzun baktıktan sonra- bunu insanlarla geçirdiği birkaç yılda, onların televizyon dedikleri şeyden öğrenmişti. Uzun uzun bakınca söylediği her şey daha ciddi oluyordu sanki- “Şimdiye kadar Tifo ile başlayan salgının sadece kedilik genlerimiz için bir tehlike olduğunu dile getirdim. Aslında böyle bir şey yok. Bu bir salgın ya da hastalık değil. Ama bizler için çok daha tehlikeli bir durum. Ben Tifo’ya olanca gücümle karşı çıkarken sizi ve buradaki saygınlığımızı korumaya çalışıyordum. Miyu şehri ya da diğer kediler umurumda değil. Bu mecliste oturanların şehirdeki saygınlıkları ve ayrıcalıkları ilgilendiğim tek şey.”

Köpekkovan’ın bu çıkışı diğer kedileri kısa bir süreliğine dehşete düşürdü. Ayrıcalıklı olabilirlerdi ama nihayetinde onlar da bir kediydi. Bu durum uzun sürmedi ama. Hiçbiri elde ettikleri saygınlığı kaybetmek istemiyordu. Tekgöz, “İyi bir planın vardır umarım. Tifo tek başınaydı. Şimdi iki kedi oldular. Bilmediğimiz bir yuvada bilmediğimiz bir kedi Tifo olmaya başlamıştır belki de. Ağır bir ders vermeliyiz.” Dedi. Köpekkovan,“Haklı endişenizi anlıyorum. Bu işin tek çözümü var. Tifo’yu da Güneşi de yok etmeliyiz.” “Öldürmekten bahsediyorsun sen” dedi Kızılkafa. İlk kez söz almıştı. Ölüm ürpertmişti onu. “Ağır bir derse ihtiyacımız var diyen siz değil miydiniz? Hem onlar hem geride kalanlar için.” Dedi Köpekkovan. Tekgöz, “Kedi tarihinde bir kedinin diğer kediyi öldürdüğü görülmüş şey değil.” Dedi. Köpekkovan, “Zaten bunun için yapıyoruz. Söz konusu kedilik olduğunda her şeyi göze alabildiğimizi görsünler,” dedi.

Karanlık mecliste soğuk bir rüzgâr esti. Kızıl kafa ağır ağır adımlarla çıktı meclisten. Ağzından herhangi bir miyavlama çıkmamıştı. Düşünceli görünüyordu. Köpekkovan, Kızılkafa’nın planını bozabileceğinden korktu. Meclisten iki kediyi onu takip etmeleri için gönderdi. Kızılkafa doğrudan çöplüğe gidiyordu.

O sırada Tifo, Güneş’i karşısına almış yeni Kediler Yasası’nın maddelerini sayıyordu. Mahallenin karanlık yüzünü düşünmemeye çalışarak.

“Görünüşü, yaşayışı, ırkı, cinsi ne olursa olsun bütün kediler eşittir.”

Güneş tekrar etti coşkuyla.

            Bütün kediler eşittir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir