İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Geylani’den Rachid Taha’ya: Abdulkadir – Adige Batur

Abdulkadir şarkısının çoğumuzun kulağında yer etmiş bir melodisi vardır. Arapçanın kulağa pek tanıdık gelmeyen eski Cezayir aksanı ile Abdulkadir Ya Bualem şiirinin sözleri akıp gider. Peki, kim bu Abdulkadir ?

Şarkının sözleri aslında uzun bir şiirden alınmış. Tunus, Fas ve Cezayir kültüründe önemli yeri olan ve müzikli şiir türü olarak bilinen Melhoun formunda. Bu şiir türü bizde ilahi türüne karşılık gelir. Yani Abdulkadir, Cezayir’de 1971’de dünyaya gelen sufi şair Abdelkader Battobji tarafından yazılan ve tasavvuf edebiyatında önemli yeri olan bir ilahi. Battobji, Kadirî tarikatına mensuptu ve tarikatın kurucusu ve İslam büyüklerinden Seyyid Abdulkadir Geylanî’ye büyük bir muhabbet duyuyordu, hislerini münacat şeklinde bir şiirle ifade etti. Kaside formuna benzeyen bu uzun şiir sadece döneminde sufiler arasında değil, halk arasında da büyük ilgi gördü. Şiirin en bilinen kısmı, giriş bölümü, şöyledir:

Ya Abdulkadir, ey âlem sahibi dardayım,
Benim durumunu iyileştir, benim için merhamet dile.

Endişeliyim ve tükendim, aklım başımda değil, dermanım yok.
Ey aksak yürüyen, beni ihmal ettin, benden sebepsiz yüz çevirdin.

Sebepsiz yere bilenmedin, beni unuttun ya da benden yüz çevirdin
Sana söylüyorum, nefesin ulaşmadı, bunun sebebi sensin.

Yardıma muhtaç olanlar seni gözbebeğim Abdulkadir diye çağırır
Köylerde ya da şehirlerde herkes sana tabidir.

Ülkelerde hükümdarlar, vezirler, çocuklar bile sana itaat ediyor
Ey Sünni kadının oğlu, sen cesur müminlerin reisisin.

Ey iyiliklerin sultanı, ey gözbebeğim Abdulkadir

Ağıtlarla geldim kapına, dualarımı geri çevirme.

Bu yakarışımda, Bağdatlı Celul’u isteyeceğim
O ki sırların sahibi, doğruluk üzere ve sultan’ul evliyadır. *
(…)

Kadirilik, Kuzey Afrika’da geniş bir kitleye yayılmıştı, şairin adından da anlaşılacağı gibi Abdulkadir Geylani’ye olan sevgi isimlere de yansımıştı. Geylani, 1077 yılında Gilan’da (İran) dünyaya geldi, olağan dışı halleri ile daha çocukken dikkatleri üzerine çekti. Zamanın ilim merkezi olan Bağdat’ta giderek dini ve tasavvufi ilimleri öğrendi ve zirve noktaya ulaştı. Abdulkadir Geylani’nin vaazları büyük ilgi görüyordu, dini ve tasavvufi konuları herkesin kavrayacağı şekilde insanlara anlatıyor, dönemin yöneticilerinden ve otoritesinden bile korkmayan üslubu ile alışılanın dışında bir âlim görüntüsü sunuyordu. Yaşadığı dönemde Bağdat ve genel olarak Irak’taki gayrimüslim ahaliden hatırı sayılır bir kitle, sadece onun vaazlarını dinleyerek Müslüman olmuştu.

Çocuklarını yetiştirerek farklı ülkelere gönderdi ve bu sayede özellikle Fas, Cezayir, Tunus, Mısır, Türkiye, Endülüs, Irak ve Suriye’de Kadirilik tarikatı yayıldı. Bu nedenle Fas ve Cezayir’de birçok “Abdulkadir” vardı. Cezayir kurtuluş hareketinin önemli isimlerinden olan Abdülkadir el-Cezairî de bunlardan biriydi. Şarkıda kast edilen Abdulkadir’in o olduğu da düşünülmüştür. Bu yönü ile şiir, şarkı formuna dönüştüğünde dini ve milli bir sembol haline de gelmişti.

Fas klasik müziğinin ustalarından El Hadj M’Hamed El Anka tarafından seslendirildiğinde, hala ilahi formunu koruyordu ve tüm Kuzey Afrika’da büyük ilgi gördü. Aynı zamanda Fas-Cezayir müziğinin önemli bir türü olan Chaabi tarzında eserler arasında da önemli bir yere sahip oldu. Daha sonra bu eser, şarkı formunda Nass El Ghiwane, Noria, Cheb Khaled ve Rachid Taha, Zahouania gibi sanatçılar tarafından seslendirildi. En çok bilinen Rachid Taha yorumunda, eserin orijinal metninde yer alan ve Abdulkadir Geylani’ye atıfta bulunan “Sultanu’l Evliya” ifadesinin geçmemesi dikkat çekicidir. Bu değişiklik, şarkının kim için yazıldığı konusundaki karışıklığın da önemli bir nedenidir aslında.

* (Şiir çevirisi: Rym Hanane)

El Hadj M’Hamed El Anka (6:37’den sonraki kısım)
Nouria Jemal
Rachid Taha
Cheb Klaled

Bonuslar:

Umman Ordu Orkestrası
Ahmed Alshaiba ft Mazen Samih, Ahmed Mounib

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir