Akde Cefa – Fatih Kutlubay Keleş

Akde Cefa – Fatih Kutlubay Keleş

Mübaşirin ellerine bakınca bir bulantı. Kir mi? Hayır.

Doğum lekeleri, yalnızca cesetler tanınmaz hale geldiğinde teşhisi kolaylaştırmak için verilmiş bir yaratılış hediyesidir. Başınıza bir gün ölüm geldiğinde doğum lekeniz varsa şanslısınız! Mübaşir, ellerine bakıldığını fark etti. Bir de görevin verdiği “ağır sorumluluk hali.” Azarladı kapının önünde bekleyenleri : ”Sırası gelmeyen dosyadaki taraflar, burada yığılmasın; koridorda bekleyin!”

Adliyenin devasa kapısından içeri girdiği anda bir titreme almıştı, elleri istemsizce sallandı. Kalbinin – ki anatomik işlevi dışında artık neye yaradığını bilmiyordu – olduğu tarafta bir bando alayı. Akorsuz, provasız, berbat bir ritm. Yanında kimseyi istememişti gelirken. Kapıdan girdiği anda ilk bunun pişmanlığını yaşadı. Bir hastane bir de adliye. Bir başına gelmek cesur insanların işi, buralara yalnız gelmek insana hiç olmadığı kadar kimsesizlik hissi. Kendinize kalırsınız.

Beşer metre arayla konulan banklardan birisine ilişti. Koridorda, duruşma salonlarına girip çıkan kadınları, erkekleri, çocukları seyretti: ‘Kurtuldukları’ için şükredenler, bu celse de bitmemesine söylenenler, sessiz sedasız girip çıkanlar… Taraf olmanın dayanılmaz hafifliği. Koridorun loş havası, yolun sonunda yerini mavi bir aydınlığa bırakıyor, plaza camları ile örülü koridor duvarı, ışığı emdikten sonra canının istediği kadarını içeriye seriyor.

Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Zihnini boşaltmak için, bir beyaz bıçak aydınlanmasında gözlerini kapatıp açtı. Başka meşguliyetler bulmaya çalıştı, ucu sonu mavi aydınlık koridorda bunu pek de beceremedi. Düşünceler aynı noktada toplanıyor, bir arı sürüsü tek bir delikten kovana girmeye çalışıyordu. Dizindeki karıncalanmalar bile aklını oraya götürüyordu. Bir koyu karaltı şeklinde düşündü her seferinde, arıların hücumundan olacak tekrar gözlerini bir kapatıp bir açmaya başladı.

Üç yıl sekiz ay önce hayatına cismiyle, üç yıl önce de isminin arkasına soy ismiyle kurulmuştu. Ne çok yemin ettiler. Kırlangıçları seyrettiler o günün sabahında, kanatlarını gere gere tellere dokunuşlarını. Bahçelerin üzerinden tel geçmesine kızamadılar. Kırlangıçlara yemin ettiler. İçlerindeki kırda açan çiçeğin adını onlar dahi bilmiyordu. Kokusu, rengi, şekli bir sabah çiylemesinin toprağa düşüp topraktan çıkması kadar bahar işiydi.  Bahara yemin ettiler. Yüzlerini yalayan rüzgar, bir nisan ılımasında zerdali çiçeği koktu. Rüzgara yemin ettiler.

Üç şu kadar yıl önce bir dişi ve bir erkekten taraf, dünya akitlerinin en güzelini yazmışlardı, bugün buraya; işte şu, ucu sonu mavi aydınlık koridorla dolu adliyeye akitlerini bozmaya geldiler. Yeminsiz, şahitsiz, vekilsiz… Başladıkları gibi  bir başlarına. Bir hafta önce aralarında bir anlaşma hazırlayıp sundular, üç madde yazdılar ikisi usulen. Bugün de bunları söze dökmenin vakti.

Hakim, yakası türbe yeşili siyah cübbesinin içinde gömülmüş, çatık kaşlı bir ihtiyar. İkisine de bu şartlarla boşanmayı kabul edip etmediklerini sordu. Ayrı, yorgun ve isteksiz iki onay aldı .Kararı verdi. Zabıt yazıldı,mübaşir üstü doğum lekeli elleri ile imzalayacakları yeri gösterdi. İki imza atıldı, iki çizgi. İki çizgi helali haram, mahremi nâmahrem yaptı.

Koridora çıktığında mavi aydınlığın şimdi her yeri doldurduğunu gördü. Üstelik bomboştu. Kimsecikler kalmamıştı. Kadınlar,erkekler,çocuklar. Bütün taraflar darmadağın. Biraz önce dönüp duran insanları bu mavi aydınlığın yuttuğunu sandı. Kendisi çıktıktan sonra çıktı O. Bir baş uzun gölgesini gördü mavilikte. Yanından geçerken bir karınca fısıltısında , dişlerin arasından bir iki kelime duydu sandı.

M.Fatih Kutlubay Keleş

M.Fatih Kutlubay Keleş

Yazar at Fakirane.org
91/Çukurova.
Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı.
Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.
M.Fatih Kutlubay Keleş
Tagged with:

About author

M.Fatih Kutlubay Keleş

91/Çukurova. Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı. Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv