Ali Şeriati ile Röportaj – Yunus Taşdemir

Ali Şeriati ile Röportaj – Yunus Taşdemir

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?
Ali ŞERİATİ: Şehrin Hallaç’ıyım, kimse dilimi bilmiyor. Kimse derdimi, aşkımı, dinimi, hayatımı, cinnetimi, feryadımı ve susuşumu anlamıyor.
[Dr. Ali Şeriati – Çöle İniş]

Yazılarınız bugün birçok dilde muazzam bir okuyucu kitlesine ulaşmış durumda . Siz yazılarınızın ana gayesini birkaç cümleyle nasıl çerçevelersiniz?
Ali ŞERİATİ: Bana göre İslam, ilmi bir akide ve insani bir sorumluktur. Zaten beni, ona bağlayan da budur. Değilse, ne geçimimi bundan sağlıyorum ne de dinden kaynaklanan sosyal bir payem ve statüm vardır. Hatta tam aksine, dini düşüncem ve inançlarımdan dolayı daima zarar görmüşümdür. Ben, ekonomik, sosyal ya da iş hayatımdaki maslahat için değil, salt hakikat olduğu için İslam’ı benimsiyorum. Ben de ayrımcılık ve zulmü ortadan kaldırmak ve insanları özgürleştirmek istiyorum. Ben, fakirlik ve sınıflar arasındaki çatışmayı yok eden, insanlara bu dünyada özgürlük bahşeden, bu dünyada herkese hayat, bilgi ve refah veren ve adalet terazisini ayakta tutan dinin ve sorumluluğun peşindeyim.
[Ali ŞERİATİ]. (Anne Baba biz suçluyuz)

Modernizm ve süreği olan pozitivizme bakarak kültürel değişimi nasıl yorumluyorsunuz?
Ali ŞERİATİ: Yenilik, modernlik, bir eşya veya mal gibi dışarıdan ithal edilebilir. Medeniyet ise ülkeye getirilebilecek bir ithal malı değildir. Medeniyet; süreceğin, tohumunu serpeceğin, koruyacağın, gelişip olgunlaşınca ürünü biçeceğin bir tarladır.
[Dr. Ali Şeriati – Öze Dönüş]

Batı’ dan ithal ettiğimiz “tekelcilik” ve “özel mülkiyet”in yaygınlaşmasına neler diyeceksiniz?
Ali ŞERİATİ: Yeni toplumsal yaşayış ilişkisi”nde akbabalar, leş yiyen kuşlar (Kâbil’in öyküsünde kargalar) bütün zayıf kuşların kollarını kanatlarını kırarak her birini bir yana sürdüler. Hep birlikte, tek bir sesle, çöllerin bağrında, ırmak kıyılarında, deniz sahillerinde hareket halinde olan göçmen kuşlar grubu gibi bir toplum, şimdi bu özel mülkiyet, tekelcilik leşinin başında vahşice ve kinle dolu bir durumda “kâh beriki ötekine pençe atmakta, kâh öteki berikini gagalamaktadır!
[Ali Şeriati || İslam Bilim]

Kapitalizmi ve bu eksende çılgınca, oburca yaşamı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ali ŞERİATİ: Siz ipek kumaşlar ve diba perdeler seçiyorsunuz. Nazik yetişmiş bedenleriniz sert kumaşlardan inciniyor. Oysa Allah Resulü doyasıya arpa ekmeği bile yememişti.
[Ali Şeriati || Ebu Zerr]

Peki Müslümanları bu durumdan kurtaracak bir formülünüz ve reçeteniz var mı?
Ali ŞERİATİ: Ben reçetemi ve formülümü Kur’an ın emrine uyarak söyleyebilirim ancak.
Kur’an buyurur ki:
“Altın ve gümüş biriktirip de bunları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!”(9/34)
“Onlar nice nice bağları, pınarları bırakmışlardı.”(44/25)
“Mal ve evlat çoğaltma yarışı sizi oyaladı.”(102/1)
“Alışverişlerinde hile yapanların vah haline.”(83/1)
“Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vah haline.”(104/1,2)
[Ali Şeriati || İslam ve Sınıfsal Yapı]

Bu söylemleriniz modern insana ağır gelen ifadeler, Kur’an böyle uyarırken mümini, maalesef reel hayatta bunun aksi yaşantılar söz konusu. Bu konu da neler diyeceksiniz?
Ali ŞERİATİ: Allah Resulü şöyle buyurdu: “Kahrolsun altın, kahrolsun gümüş.” Bu sözler size nasıl ağır geldiyse, Peygamber’in dostlarına da zor geldi ve birbirlerine sordular: “Peki ne toplayalım?”
Sevgili Peygamber cevap verdi: “Dua edici bir dil, şükredici bir gönül ve imanda size yardımcı olacak bir eş…”
[Ali Şeriati || EbuZer]

Kur’ an, bize yön gösteren ilahi bir kaynaktır. Ancak Kur’ an yeterince anlaşılmaz diyen; bundan dolayı bizi dinleyin diyen, yol gösteren ve bir halka etrafında toplanan gruplar hakkında ne diyorsunuz?
Ali ŞERİATİ: Kuran okunmadığı ve anlaşılmadığı takdirde sıradan bir kitap ya da beyaz bir defterle aynı değerdedir. İşte bu yüzden onun okunmaması ve anlaşılmaması için bu denli çaba harcanmaktadır… Bu nedenle dost kisvesi altında, Kuran’ın lehine konuşuyormuş süsü vererek, halkı ondan uzaklaştırmak amacı güden, Kitab’ın anlaşılmasının çok zor olduğunu söyleyen düşmanlara Kuran kendisi tekrar tekrar şöyle feryat etmektedir: ’Onlar hala Kuran’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? –nisa suresi 82-
[Ali Şeriati || Fatıma Fatımadır]

Bu tablo gözünüzün önünde canlanınca yarından ümitsiz misiniz? Gelecek nesil daha korkunç bir durumda mı olacak ? sizce gelecek neslin dini nasıl olacak ?
ALİ ŞERİATİ: Yarının Dini artık cehalet, zulüm, taassub, avam, köhnecilik, telkin, gelenek, tekrar, ağıt, zaaf, zillet değil; şuur, adalet, bilinç, özgürlük, devinim, devrimci hareket, yapıcılık, ilim, medeniyet, sanat, edebiyat, toplum, sorumluluk, ilerleme, yeni düşünme, geleceğe bakış, zamana, tarih yazgısına egemen olma dinidir.
[Ali Şeriati || Aşina Yüzlerle]

Siz bugün kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, çağın hengamesi içinde nasıl bir yerde olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Ali ŞERİATİ: Kendi dinimin müezzini olmak isteyen ben, gerçeği hiçbir çıkara kurban etmem, hâkim düzende çöle sığmam, çağın tekdüze sisteminde hiç kimseyle uyuşmam. Gece, gece yarısı, zamanlı zamansız ölen, kendi güneşinin doğuş ve batışında öten, “zamansız öten horoz” olduğumu hissettim.
[Ali Şeriati || Adem’in Vârisi Hüseyin]

İnsanlara bu röportajda iletmek istediğiniz mesajınız var mı? Bir çağrıda bulunmak isterseniz neler söyleyebilirsiniz?
Ali ŞERİATİ: Ey insanlar! Aranızdan kim duyacak benim mesajımı? Ey insanlar! Benim göğsüm, yüzlerce mesajın gizili hazinesidir. Ben bu hazineyi dağın kalbindeki mağarada on beş yıllık riyazet, ibadet ve tefekkürün sessiz yalnızlığında biriktirdim. Uzun gecelerin kalbinde, hepiniz rahat yataklarınızda uyurken ben uyanıktım. İçinizden benim yardımıma koşacak kimse yok mu?
[Ali Şeriati – Hubut(Kevir)]

Son olarak bizi kırmayıp röportajımıza içtenlikle ve samimiyetle cevap verdiğiniz için teşekkür ederiz. Sizden bir de dua istesek. Çünkü buna çok ihtiyacımız var.
Ali ŞERİATİ: Ben teşekkür ederim.
Ey Kadir olan Allah’ım!
Ailemize sorumluluk, halkımıza bilim, inananlarımıza aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, ihtiyarlarımıza bilgi, gençlerimize soyluluk, öğretmen ve üstadlarımıza, öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, tebliğlerimize gerçek, dindarlarımıza din, yazarlarımıza güvenirlik, sanatkarlarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırıcılarımıza hedef, ümidsizlerimize ümit, zayıflarımıza güç, muhafazakarlarımıza hareket, ölümcül uykularda olanlarımıza hayat ve dirilik, körlerimize görme, suskunlarımıza feryat, müslümanlarımıza Kuran,Sünnet ve Ehl-i Beyt bilinci, tüm mezheplerimize birlik, kıskançlarımıza şifa, egoistlerimize sabır, halkımıza kendini bilme, tüm uluslardan kurulu milletimize samimiyet, basiret, feraset, cesaret, fedakarlık yeteneği, kurtuluşa layık oluş ve izzet bağışla!! Amin…
[Ali Şeriati – DUA]

(Rahatsız Dergi’den Alınmıştır.)

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane
Tagged with:

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv