Nostalghia filminde Andrey Tarkovski, müzisyen Sosnovsky hakkında araştırma yapmak için tercümanı Eugenia ile birlikte İtalya’da bulunan rus şair Andrei Gorchakov’un ruhsal yapısını ve bir meczup olan Domenico’yla ilişkisini ele alıyor. 1983 Yılında Tarkovski İtalyada sürgündeyken çekilen film otobiyografik izler taşımakla birlikte yabancılaşma, hayatın kısıtlayıcılığı ve özgürlüğün imkansızlığı üzerine yoğunlaşıyor.
Gorchakov ve Domenico’nun yaşadığı ve filme ismini veren “Nostalghia” duygusunu Tarkovski şöyle tanımlıyor: “Nostalji bütün bir duygudur. Diğer bir deyişle, kendi ülkemizde, yakınlarımızın yanında, mutlu bir aileye rağmen nostalji duyabiliriz. Çünkü ruhumuzun kısıtlandığını hisseder, onu istediğimiz gibi geliştiremeyeceğimizi anlarız. Nostalji, dünya önündeki bu güçsüzlüktür. Maneviyatını başkalarına iletememenin acısıdır.” İkilinin ait olamama,insanlıktan uzaklaşma duyguları, değer yargıları birebir olmamakla birlikte örtüşmektedir. Aralarındaki bağ, şairin aynadaki yansımasında Domenico’yu görmesiyle açıkça hissedilir. Gorchakov toplumun sefaleti ve dünyevi tasaları karşısında mutlu olamazken bunun içinden sıyrılamamış olmanın huzursuzluğunu çeken sade bir şairdir. Bunun yanında Domenico, ailesini yedi yıl kilitli tuttuktan sonra terkedilmesiyle ve filmin sonunda insanlığa haykırışından sonra kendini yakmasıyla karmaşık inançları olan ve manevi yönü ağır basan bir karakter olarak görünür. Eugenia ise sıradan önyargılara ve kabul görmüş davranışlara sahip, Tarkovski’nin bir kadından beklediği “fedakarlık”tan çok uzaktır. Otelin koridorunda kendi kendine yarışındaki çabası, amaçlarının sıradanlığının göstergesidir.
Gorchakov, Sosnovsky’nin bir mektubunda, “Eğer Rusya’ya dönmezsem ölürüm” yazmasına rağmen döndüğünde intiharıyla sonuçlanan hayatını incelerken artık kendisinin de Rusya’ya aynı kişi olarak dönemeyeceğini, ailesine karşı da eski duygularını hissedemeyeceğini farkeder. Bu sırada yağmur suları içindeki evinde, “1+1=1″ yazan koca bir pankartın önünde Domenico’nun şişeden eline düşen damlaları göstererek, “Bir damla, bir damla daha büyük bir damla yapar , iki tane değil” dediği sahne Michelangelo Antonioni’nin “Il deserto rosso” sundaki çocukla annesi arasındaki argümana bir gönderme olmakla birlikte tasavvufi çıkarımlar da yapılabilir ki, Tarkovski’nin müzik ve Arapça dersi almış olması ve röportajlarında tanrısız bir sanata inanmadığından, filmlerinin bir dua, bir yakarış olduğundan bahsetmesi bunu destekler niteliktedir. Aynı zamanda anarşist bir yaklaşım olarakta ele alınabilecek olan bu detaylar, film içerisinde yalnız bırakılmamış şairin birbirimizi anlayabilmemiz için sınırların kaldırılması gerektiğini dile getirmesi ve Domenico’nun filmin sonunda kendini yakarak hapsedildiği bedeninden kurtulmasından önceki tiradıyla desteklenmiştir:

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

Andrei Tarkovsky- Nostalghia

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv