BİLGE KRAL: ALİYA

BİLGE KRAL: ALİYA

Aliya İzzetbegoviç… Onun hayatı klasik biyografilerden ibaret değil. O, çektiği sıkıntıları ve kendisine yapılan onca müdahaleler karşısında dimdik duruşuyla kendini tanıtmış oldu.

1925 Bosna doğumlu olan İzzetbegoviç’in dedesi 1968’de Belgrat’tan Şamaç kasabasına tayini sebebiyle toprak satın alarak buraya yerleşti. Osmanlı döneminde bu bölgeye Sırplardan kaçan Müslüman ailelerin yerleşmesi üzerine kasaba Azizya adını aldı. İzzetbegoviç hayatı boyunca Sırp katliamıyla uğraşacağından habersizdi. Sırplarla ettiği mücadele, mütevazı yaşamı onun ’Baba’ diye hitap edilmesini sağladı.

Başkan Tito iktidardayken ülkede iç savaş vardı. Tito Müslümanları kendi tarafına çekmek için din yönünde propagandalar yapmıştı. Ama izleniş olduğu bu yol Müslümanlara sadece baskı getirdi. 1946 yılında İslam mahkemeleri yasaklandı. 1950’de Müslüman kadınların örtünmesi engellendi, Müslüman çocuklara Kur’an öğretmen için kurulmuş okullar kapatıldı. Camide eğitim görmek kesin bir şekilde yasaklandı. Tüm dini merkezler yasa dışı ilan edildi. Müslüman askerler domuz eti yemeğe zorlanıyordu. Devlet adamlarına çocuklarını sünnet ettirmemeleriyle ilgili uyarı yapılıyordu. İşte bu zamanda Genç Müslümanlar direnişi baş göstermeye başladı. Aliya göze çarpan üyeydi.

Müslüman Gençler Kulübü’nü kurduğunda henüz 16 yaşındaydı. Birçok faaliyetleri oldu. Ayrıca genç kızlar için de ayrı bir birim oluşturdu.             Henüz 25 yaşında iken İslamcılıkla suçlanıp 5 sene hapiste yattı. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra önce Hukuk sonra da Ziraat Fakültesinde eğitimini tamamladı. Yaşı kadar avukatlık yaptı. 1970 yılında İslam Manifestosu adlı bir kitap yayınladı ve 12 Müslümanla birlikte tutuklandı. Daha önce kurulmuş olan Mladi Müslümani( Müslüman Gençler Kulübü) adlı bir örgütle tekrar iş birliğine teşebbüsle suçlandı ve 14 yıl hapse çarptırıldı. Af sayesinde tekrar özgürlüğüne kavuştu ve inatla İslam Manifestosu adlı eserini yeniden bastırdı. Eseri sadece Bosna’yı değil tüm İslam devletlerini kapsayan bir eserdi.

1953 yılında İzzetbegoviç’in sıkıntıları daha da arttı. Çünkü başa Tito geçmişti ve engeller git gide artıyordu. Buna rağmen o İslami konularda ilerleyişine ve araştırmalarına ara vermedi. Tito’nun çıkardığı anayasa ile Müslümanların yükü az da olsa hafiflemiş oldu. Tito ölünce Cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık çıktı. Federal eyaletlerde yönetime geçmek isteyenler siyasal partiler eşliğinde faaliyet yürütüyordu. Bu rahat ortamdan faydalanan İzzetbegoviç’in oğlu, babasının makalelerini kitap haline getirip 1983’te “İslami Manifesto’’ adıyla yayınladı. Kitabının tekrar yayınlanması epey bir yankı uyandırdı. İzzetbegoviç yine suçlandı ve tutuklandı. Hâkim sistemi değiştirmek ve Bosna- Hersek’i İslami bir devlete dönüştürmek için çalışmakla suçlandı. 14 yıl hapis cezası aldı. Cezası 11 yıla indirildi, af sayesinde dışarıya çıktı. İzzetbegoviç hapisten çıktığında komünist rejim yok olmaya başlamıştı. İnsanlarda yavaş yavaş bağımsızlık düşüncesi oluşmuştu. Yönetime geçmek için eyaletler savaş halindeydi. SDA( Demokratik Eylem Partisi) ni kurdu. Bu parti Bosna- Hersek’te yapılan seçimi kazandı ve Aliya, 5 Aralık 1990 yılında Cumhurbaşkanı oldu.

1992’de Bosna savaşı başladı. Sırbistan iki seçenek sundu, ya büyük Sırbistan’ın bir parçası olacak ya da bağımsızlığı seçip çıkan savaşta yok olmak.

Sırpların bu savaşı kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Çünkü Avrupa’nın en büyük ordusu ve silahsız Boşnaklar karşı karşıyaydı. Boşnaklar tarih boyunca yaptığı şeyi seçip direndiler. Aliya savaş boyunca direnişin kalbindeydi. 200.000 şehit verilmişti. 2.000.000 mülteci insana rağmen özgürlüklerine kavuştular. Boşnakların dirençleri sonuçsuz kalmamıştı. Aliya halkı tarafından kabul görülmüş karizmatik bir lider olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Dayton anlaşması imzalandı. Bu anlaşma için “ Hayatımda attığım en zor imza olmuştur. Ne yazık ki bütün ideallerimizin yok olmaması için bu anlaşmayı imzalamak zorundaydık’’demiştir.

Aliya ne kadar geniş bir görüşe sahip olduğu şu sözleriyle bir kere daha göstermiş oldu: “ Ey Boşnaklar! Bu savaşta sizden daha çok sıkıntı çeken insanlar var. Onlar dağa çıkıp size kurşun yağdırmak yerine sizinle birlikte yaşamayı tercih eden Sırp komşularınızdır. Onlara merhamette ve saygıda kusur etmeyin.’’ Savaşı katliam zannedenlere doğrusunun nasıl olmasını gerektiğini öğretiyor.

Sağlık sorunları sebebiyle Demokratik Eylem Partisinin genel kurulundan yaptığı veda konuşmasında: “ Bu günleri gösteren Yüce Allah’a hamd ediyorum. Tarihimizi kanımızla yazdık. Evlerimiz yakılıp yıkıldı. Düşmanlarımız mert değildi, alçakça katliamlar yaptılar. Tüm acılara rağmen çok şükür ayaktayız. Yıkılan ev ve camilerimizi yeniden inşa ettik. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlarla inşallah cennette buluşacağız. Onları, Allah’ın ve meleklerin huzurunda şanlı direnişlerinden dolayı kutlayacağız.  Gelinen noktada her şey bitmiş değil, yeni başlıyoruz. Başlattığımız mücadelede eksiklikler olmasına rağmen bir yerlere geldik. Bundan sonra görev sizlerindir. İlerleyen yaşım ve sıhhatim nedeniyle aktif siyaseti bırakıyor, bir nefer olarak ömrümü halkıma hizmet etmek isteyen siyasilere destekle yaşayacağım. Allah’a hamd ediyorum ki bugün elimdeki dalgalanan bayrağı teslim edeceğim inanmış yüz binler var. Artık Bosna Hersek hür ve bayrağımız kendi topraklarımızda dalgalanıyor. Selam sana ey halkım. İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın.”

Aliya’nın halkı için yaptıkları göz ardı edilemeyecek kadar fedakâr. Tarih en önemli tanığını kaybetti. Doğruluğu kadar hataları da olmuştur ama işini yürekten yapması, İslam davasına ömrünü adaması, ışık saçması ve döneminin yanı sıra geleceğe de adını altın harflerle yazdıran Bosna’nın Baba’sına selam olsun. Allah rahmet eylesin.

Fatma Genç
Takip

Fatma Genç

Editör Yardımcısı at Fakirane
Doksan dört, Gaziantep doğumlu. Kış mevsiminin insanı. Edebiyat eğitimine K.Maraş’da devam etmekte. Tarihe düşkünlüğü ve adımlarını geciktirmesiyle bilinir. Bilim kurgu meraklısı. Şiir okumayı, hikaye yazmayı sever. Hedefi bölümünde akademik kariyer.
Fatma Genç
Takip

Latest posts by Fatma Genç (see all)

Tagged with:

About author

Fatma Genç

Doksan dört, Gaziantep doğumlu. Kış mevsiminin insanı. Edebiyat eğitimine K.Maraş’da devam etmekte. Tarihe düşkünlüğü ve adımlarını geciktirmesiyle bilinir. Bilim kurgu meraklısı. Şiir okumayı, hikaye yazmayı sever. Hedefi bölümünde akademik kariyer.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv