Bir gönülde ‘hiç’ olmak

3363

Bir gönülde ‘hiç’ olmak

 

                        Yunus Emre der hoca

                        Gerekse bin var hacca

                        Hepisinden iyice

                        Bir gönüle girmektir

                       

                        Yunus Emre

                                  

                        M. Nurettin COŞAN Efendiye

 

Ey sâkî, kalbimi işleyecek, ruhumu eğitecek, karanlık gecelerimde beni rahatlatacak, cuş u huruş halindeki semazenler gibi döndürecek, pervaneler gibi uçuracak bir mey ver içeyim. Göğüs kafesime sıkışmış bu ruh arada azat etsin. Susuz kal ki susuzluğun ne olduğunu bilesin deme sakın etten kemikten gövdeme. Daha kimseye bende olmayı öğrenmemiş bir âdemim. Gam yüklü, kül renkli bulutlar gibi dolaşıyorum kendi göğümde. Yağsam nereye dedim. Yağmalanmadan düştüm bir beldeye, bir gönle…

 

Hicranım büyük. Kalbimde ur gibi duran bu firkat sızısı büyüyor. İçten inleme vaktidir şimdi. Annem bana nasıl ağlamam gerektiğini öğretmişti. Dağıtmadan içime nasıl akacağımı, yol olacağımı anlatmıştı bir bir. Damarlarımdaki sanal putları yıkmalıymışım öncelikle.

 

Kırkbir kere hiçim dedim kırkbir kere maşallah dediler doğduğumda. Aşk derdinin esiriyim kimse bilemedi. Yerle gök arasında bir nefestim ve emekleyerek büyüyecek, hayatı öyle öğrenecektim. Plan buydu. Hâlbuki ser-i kûy’unda bulunmak için yollara koyulacağım. Bunu da bilmedi kimse. Dünyaya bivefa olup fasl-ı gülün birinde şems diye içimdeki çölleri aşacağım.

 

Ey sâkî, gök gibi sende sus ve ağ göğe…

 

Hiçim dedim hiç. Levhada ismimin karşısına kalemin yazdığıdır bu: Hiç olmak. Sevgilinin varlığında kendini unutan birisi olacağım mamafih daha keşfedememişim içimin ülkesini. Mağrur, serkeş bedenim aynı zamanda tembeldir, gaflettedir. Etrafına cam gözüyle bakan bir âdemden hangi çılgınlık beklenir. Aşk ile yanması ve mecnun gibi çöllerde dolaşması umulur…

 

Kalbimin ortasındaki karadeliği sana anlatsam ey sâkî, basiretsiz, bedbaht, berhava bir insan olduğumu anlarsın. İçimde cehennem ateşinden beter, demâdem maviden sarıya sonra turuncuya ve sonra kızıla geçen alevler olduğunu göreceksin. Aşk ile yandığımı, aşktan başka bir açlığımın olmadığını okuyacaksın gözlerimde ve sonra biliyorum bilhassa küfredeceksin.

 

Bir hatayı kaç kez yapsak af olunur. Bir asker komutanın emrini yerine getirmezse gözden düşmez mi?

 

Ah Efendim, leyl-ü nehâr teslim olayım diye gözlerimi kutup yıldızından ayırmadan, ayaklarımı dualarla sıvayıp geldim İşte yine eşiğine. Ah şemsim senin kalbin asumandır. Gök kapının önünde Yunus gibi durup kalbimle feryad-ü figan edip dilimi susturarak bekliyorum. Kurada bir adam ne anlar hiçlikten diyen zevatlara inat nefsimi kıra kıra geldim kapına. Kalbinin bir köşesinde sessizce duran bu gönle de nazar etsen ve demâdem yüzüne bir tebessüm kondursan da olur.

 

Hiçim dedim hiç. Aşk için bir hiç. Hiçlik için bir hiç. İlahi, kalbimi hiçlikte diri tut benim

 

 

Latest posts by Mehmet Türkmen (see all)

About author

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv