DOĞUNUN BÜYÜLÜ DİLİ: İRAN SİNEMASI

DOĞUNUN BÜYÜLÜ DİLİ: İRAN SİNEMASI

baranİran sineması,  Batı sineması özelinde de Hollywood’un aksiyon ve koşuşturmaca dolu çağlayanına karşılık kendi mecrasında ufak menderesler çizen bir ırmak. Son dönemde uluslar arası sahada birçok ödül kazanan İran yapımları sinemaseverlerin gözünü de bu ülkeye çevirmeyi başardı. O kadar ki İran’la siyasi çıkarları sebebiyle uzun süredir çatışan ABD’de dahi bu başarı göz ardı edilemedi ve 2011 yılı Akademi Ödüllerinde En İyi Yabancı Film Oscar’ı İran’ın başarılı yönetmeni Asghar Farhadi’nin Bir Ayrılık filmine gitti. Peki, dış dünya ile sınırlı münasebetleri olan Acem ülkesinin sinemasını bu denli başarılı kılan şey neydi? … Bu soru, aslında salt 6.sanat sayılan sinema literatürü üzerinden değil; fakat külli olarak İran siyaseti ve buna bağlı olarak toplumu ve sanatı üzerinden cevaplandırılmalıdır.

Bu noktadan hareketle İran sinemasını ele almadan önce; her sanat eserinde olduğu gibi o eseri meydana getiren etkenler üzerinde durmak icap edecektir:
Malumunuz üzere 1979 yılında İran’ı baştan ayağa yeni bir kimliğe büründürecek olan İslam devrimi gerçekleştiğinde her alanda olduğu gibi belirsizlik sinema alanında da ortaya çıkmıştı. Zira 70’li yılların ikinci yarısında Yeşilçam’da olduğu gibi İran sinemasında da müstehcenlik sinema sektörüne hâkim olmaya başlamıştı. Daha öncesinde verilen eserlerin kalitesini de düşündüğümüzde birkaç film hariç 1980 öncesi sinema açısından İran’da pek parlak olmayan bir dönemi işaret eder. Meselemize dönecek olursak devriminin sinemaya etkisi Humeyni’ye sorulduğunda Devrimin lideri bu konuda “sinemaya değil, fakat fuhşiyata karşı” olduğunu açık şekilde ortaya koymuştur. İşte fuhşiyata karşı olan bu bakış açısı İran sinema dilinin payandalarından birini teşkil edecekti. Gerçekten de devrim sonrası filmlerde müstehcenlik ortadan kalkmış, rejimin etkisiyle sinema muhafazakâr bir yapıya evirilmiştir. İkinci olarak yeni yönetim, Devrim öncesi ziyadesiyle şiddetin yaşandığı ülkede önceki dönemin bir çağrışımı olarak gördüğü şiddet ve aksiyonu barındıran eserleri de tasvip etmemekteydi. İşte sinemaya özgünlük kazandıran unsurlardan biri de bu şiddet ve aksiyondan yoksunluk oldu. Bunlara bir de rejimin yapısı gereği sahip olduğu baskıyı eklediğimizde İranlı sinemacılara dar alanında kısa paslaşma yapacak bir saha kalıyordu.
Tam da bu noktada İranlı sinemacıların yardımına tanıdık bir el uzandı: Sembolizmin anavatanı sayılan kadim Fars edebiyatı. Evet, Fars edebiyatının binlerce yıllık birikimi bu defa kendisini bambaşka bir mecrada hissettirecek, yeni rejimle beraber kendi kültüründen beslenen ve artarda gösterime giren birçok İran filmi bu yeni üslup üzerinden ortak bir dil oluşturacaktı. Bu dil özellikle 90’lı yıllardan itibaren İran sinemasını dünya sinemasında ayrı bir konuma getirecekti.

cennetin çocuklarıSoyut olarak ortaya koyduğumuz bu unsurların filmlerdeki karşılığı olarak; İran sineması müstehcenlik ve şiddet unsurlarından ayrılmış ve baskı nedeniyle sembolik öğelerden beslenen bir sinema olarak karşımıza çıkmıştır. Bu durum da sinemada masum unsurlar olan çocuklar ve yaşlıların kullanılması, aşkın ve dinin manevi yönünün ağır basan taraflarının öne çıkarılması durumunu meydana getirmiştir. Bunun en açık örneğini Mecidi’nin “Serçelerin Şarkısı”, “Cennetin Çocukları” ve “Cennetin Rengi” filmlerinde görmek mümkündür. Bu filmler aynı zamanda İran halkını başka bir yapıya sokmaya çalışmadan günlük hayatı içinde olduğu gibi yansıtması bakımından da önem arz etmektedir. Nitekim Serçelerin Şarkısında ana karakter Kerim ve ailesinin sıradan yaşamında başlarına gelenleri anlatması, ailenin geçim sıkıntısı ve bu çerçeveden İran insanının rutin hayatını ele alması bu ele alışın anlaşılması bakımından misal teşkil eder.
Farklı bir bakış açısına sahip olan yönetmen Asghar Farhadi ise filmlerinde toplumu kadın-erkek ilişkileri açısından değerlendirmektedir. Son zamanda “Elly Hakkında” ve “Bir Ayrılık” filmleri ile bu ilişkileri İran sineması için farklı boyutta ele almıştır. Elly Hakkında’da dost olan birkaç çiftin çetrefilli bir kayboluş etrafında gelişen olaylara tepkisini; Bir Ayrılık’ta ise boşanmak üzere olan bir çift üzerinden tüm dünyada olduğu gibi İran’da da sarsılan aile mefhumunu irdelenmektedir.
Bu örnekler dışında Muhsin Makmelbaf, Abbas Kiyarüstemi, Ali Vezirani, Samira Makmelbaf, Bahman Gobadi gibi yönetmenler ülke sineması açısından uluslar arası başarılara sahip isimlerdir.

M. Fatih Kutlubay Keleş

M.Fatih Kutlubay Keleş

M.Fatih Kutlubay Keleş

Yazar at Fakirane.org
91/Çukurova.
Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı.
Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.
M.Fatih Kutlubay Keleş

About author

M.Fatih Kutlubay Keleş

91/Çukurova. Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı. Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv