Ekmek ve Çiçek – Fatih Kutlubay Keleş

Ekmek ve Çiçek – Fatih Kutlubay Keleş

Epey zaman oldu yazmak için oturup, bir filmi izlemeyeli… Sinemada zaman geçirme adına izlenen vizyon filmlerini saymazsak arama mesafe koyduğum şeyler listesinde film izleme de var. Zaman geçirmek adına izlenen, görsellik ve sürükleyicilik ve de olmazsa olmaz hâsılat dışında bir kaygısı olmayanlara inat, ardından birkaç gün düşündüren filmleri anımsıyorum bu aralar. İyi ki varlar… Madem izlenmeye değer şeyler var, yazmaya da boyun eğmek gerek diye geçiriyorum içimden. Rotamı yine ilhamın kaynağına çeviriyorum: Doğu’ya.

İran sinemasına akacağı yolu gösteren bir usta ve şaheseri geliyor aklıma: Muhsin Mahmelbaf – Ekmek ve Çiçek. Böylesi bir filme neresinden başlamalı bilemedim. Senaryosu, kurgusu,çekim teknikleri, kastı ve görüntü yönetmenliği ile hiç zorlanmadan dimağlarda yer etmeyi başaran bu filme ilişkin bir şeyler söylememeyi ihanet sayıp başlamak en doğrusu olsa gerek. Devrim sonrası İran sinemasına “şahlanma” yaşatan sinemacılardan birisi Mahmelbaf. Gerek ele aldığı konularla gerekse onları ele alış biçimi ile realist İran sinemasının esaslı temsilcilerinden olan yönetmen, bu filminde de benzer bir yoldan gider. İngilizceye Bir Masumiyet Anı olarak çevrilen bu filmle kendi geçmişine yönelik bir sorgulama yapar. Bunu yaparken de az evvel söz ettiğimiz gibi realist unsurları bolca kullanır. Şahlık rejimi yıllarında bir devrimci iken hayatına giren ve onu bu filmi yapmaya yönelten polisle beraber yönetmen, gençliklerine ulaşma çabasındaki insanlar olarak karşımıza çıkar.

Film, Mahmelbaf’ın Şahlık rejimi yıllarında yaraladığı polisin tekrar hayatına girmesiyle başlar. İlerleyen süreçte ikili yirmi yıl sonra aynı olayı anlatan bir film çekmek için iş birliği içine girecektir. Kendi gençliklerini oynayacak oyuncuları seçme işi ise kendilerindedir. Yönetmen ve polisin kendi gençliklerini oynayacak oyuncuları seçerken yaşadığı bilhassa yönetmenin bunu yaparken sorduğu soru ve aldığı cevap filmin vermek istediği asıl mesajı teşkil eder. Filmde kendisinin gençliğini oynamak için gelen gençlere hayattaki amaçlarını soran ve birisinden “insanlığı kurtarmak” yanıtını alan Mahmelbaf bunun aradığı cevap olduğunu ve aranan “kanın” bulunduğunu söyler. Bir röportajındaki “önce insanlığı kurtarmak için film yapıyordum, sonra ülkemi kurtarmak için şimdi ise yalnız kendimi kurtarmak için film yapıyorum.” İfadesinden de anlaşılacağı üzere yönetmen bu gençte kendisini bulur.

Ekmek ve Çiçek bir düsturla yola çıkıyor ve bu düstur az evvel de bahsettiğimiz insanlığı kurtarma arzusunda şekil buluyor. Repliklerin önemli bir bölümüne konu olan “beşeriyeti nejat” yani insanlığı kurtarma meselesi altyazılı izlendiğinde Farsçanın ahengiyle kulakları okşamakta. Genç Yönetmen ve esas kız Meryem’in insanlığa ebeveyn olmaya talip,diyaloğunda bahsi geçen Afrika’da çiçek yetiştirmek mevzuu ise hikayeye ayrı renk katan bir sembol. Afrika’da yıllardır yaşanan ve yok sayılan yoksulluk ve drama karşı orayı müreffeh bir yer yapma aruzusunun bu denli naif bir anlatımla dile getirilimesi insana şiirin yalnız kitaptan okunmayacağını öğretiyor. Yine genç çiftin birbirlerine verdikleri kitapların birisinde Meryemin okuyarak altını çizdiği ve slogan atmak gerekirse kullanmayi planladıkları “Ağaç varsa ,hayat vardır.” sözü de üzerinde düşünülmeye değer bir aforizmadır. Filmdeki bir çok diyalogda yakalanan şiirsel üslub,konu ele alınırken dili de es geçmeyen kadim Fars geleneğine bağlılığın sinemadaki tezahürüdür.Çiçeği gün ışığının aydınlattığı bir sokak kerevetine koyup geri geldiğinde etrafın gölgelenmesiyle bulamayan genç polisin çiçeği sormak yerine ” Buradaki güneş ışını nerde?” diye çevresine sorması ve karşılığında “güneş yerinde durmaz” cevabını alması da üsluptaki güzelliği öne çıkarır.

Kabaca temel konusu ve içeriğinden bahsettiğimiz filmde sinema teknikleri adına da sağlam bir işçilik vardır. Alışık olduğumuz çizgiden farklı bir kurguda seyrettiğimiz filmde yönetmenin gençliği ve polisin kendi gençliği ile olan diyalogları geçmişi ve bugünü anlatım üslubu bakımından takdire şayandır. İlk bakışta ne yapıldığı anlaşılmayan bazı sahnelerde bugüne ait bir zaman dilimi gibi görünen bir anda karakterler birden geçmişe dair konuşmalarda bulunarak seyirciyi şaşırtmakta, önce gösterilen sahnede ikinci üçüncü bakış açıları daha sonraları gayet başarılı şekilde sergilenmektedir. Polisin gençliği olarak izlediğimiz karakterin çiçeği kaybedişi ve arayışı 10 dk.lık ara ile iki kez gösterilmesine rağmen sanki bambaşka bir şey anlatıyormuş havasındadır. Bunun gibi esas kızın polise saat sorma sahnelerinin bu ana ilişkin provalara denk gelmesi de eski-yeni ,bugün-geçmiş tereddütlerine dair gelgitler yaşatmaktadir.

Bir filmde en dikkat çeken unsur olan görüntüleme konusunda standart İran sinemasını aşan bir yan olmamasına rağmen film yine de kendine has görselliğiyle ile göze de hitap etmektedir. İlk etapta akla gelen sahneler: genç yönetmen ile Mahmelbaf’ın arabada seyrederken alışılanın dışında iç çekim değil aracın ön camından çekim yapılması ile camdan akan ağaç figürleri, turkuaz çinili camilerin karla kaplı kubbeleri, Yezd şehrinin taçlı sokaklarındaki uzak çekimler, ardında repliklerin döndüğü geniş açıyla han görüntüleridir.İran sinemasının genel tarzı olan geniş açılarda alltan devam eden diyaloglar, bu filmde toplum içerisinde bireysel sorunların yerini bulmak için çabalamaktadır.

Film içinde film,hikaye içinde hikaye anlatımını gerçek oyuncularla yaparken Kıyarüsteminin Yakın Plan’ını andırsa da gerek kurgusu gerek senaryosu ile bambaşka bir tarz içeren yapım, belleklerde bıraktığı tadını Ekmek ve Çiçeği bir araya getirdiği final sahnesinde zirveye ulaştırmıştır. Şu cümleler ise film bitse de zihnimizde dönüp durmaya devam edecektir: ” ben onu bıçaklamak istemiyorum insanlığı kurtarmanın başka yolu yok mu? – evet var…ekmek ve çiçekle, adalet ve sevgi ile ,merhamet ve aşkla…”

Tür: Dram
Yönetmen: Mohsen Makhmalbaf
Oyuncular: Mirhadi Tayebi, Mohsen Makhmalbaf, Ali Bakhsi
Ülke: Iran
Yıl: 1996

M.Fatih Kutlubay Keleş

M.Fatih Kutlubay Keleş

Yazar at Fakirane.org
91/Çukurova.
Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı.
Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.
M.Fatih Kutlubay Keleş

About author

M.Fatih Kutlubay Keleş

91/Çukurova. Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı. Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.

İlgili Makaleler

1 Comment

  1. turkosmanoglu 04 Şubat, 2017 at 23:54

    bu filme 100 tane oscar verilmeli.

Bir Cevap Yazın

Arşiv