Fakirane, Kitap Haber’de

Fakirane, Kitap Haber’de

Mekânlar, insanlar, cümleler… Bazen tüm bunlar, maddesel olarak bir araya gelme kaderini sağlayamamışsa ruh boş durmaz burada! Ne yapar eder, birleşecek olanı birleştirir; bir sayfada, bir şiirin son iki dizesinde mesela, ya da bir ekranın piksellere bölünmüş kalbinden öteye saklar kendini. Böyledir aslında kâr amacı gütmeyen her internet sitesi… Gönüllüler birleşir, kalpler yan yana gelir. Emek ellerinizden süzülür kalbe doğru akıverir…

Kalbini akıtanlar meclisinden bir divan bulalım dedik kendimize karşımıza Fakirane çıktı. Ekranın görünmeyen yüzünden süzdük cümleleri. Kervanda yürüyenler kimmiş meraka durduk. Yazılanlar, söylenenler, paylaşılanlar birer güzellik olup ekildi içimize, çiçeklenmesi bu yazının doğuşuna sebep oldu işte.

fakirane.org bir kültür edebiyat sitesi. Misafirlerini ev sahipliği rahatlığıyla içerisinde gezdiren, paylaşımlarını kendi çizgisinden sapmadan özenle yapan bir mekân.

Site, yürüyüşüne bir blog sayfası olarak 2007 yılının Mayıs ayında çıkmış, uzun süre blog olarak hayatını sürdüren Fakirane, son bir yıldır kendi alan adıyla, kapısı herkese açık ancak sadece meraklılarının ilgisini çekmek amacıyla yayında. Genel geçer bir mekân olmaktan uzak, başka yollardan yolcu devşirmek adına kendi yolundan çıkmayan bir çizgisi var. Kendi halinde yol alan bu kervanın yolcularına göz atmak isterseniz şayet ana sayfanın sol köşesinden künye kısmına ulaşılabilir. Hadi siz şimdilik yorulmayın ben sayayım yolcuları size;

Fakiranenin Fakirleri

Sitenin mihmandarı şiirlerinden tanıdığımız ancak benim gönlüme “Ene’l Aşk” isimli hikâyesi ile oturmuş ve okuduğum anı dün gibi hatırımda canlı tutmaya şiirleri ile muktedir olmuş bir isim: Adige Batur. Adige Hoca’ya Fakirhane niçin var diye sorduğumda bana verdiği cevap da dün gibi aklımda: “Fakirane, popüler kültürün önümüze dayattıklarının dışında da güzellikler olduğunun farkına varanların; başka bir dünyanın sanatta, müzikte, edebiyatta, sinemada, düşüncede yol aldığını görenlerin buldukları zenginlikleri paylaştıkları bir mekan.”

Fakirlerin güzel bir yüzü vardır hani, samimidir, heybesinde iki dilim ekmeği olsa birini yanında aç oturana vermekten çekinmez, Fakirane öyledir, kapısı açık, gönlü yalnızca kendine talip olanları kabul eden bir yolun güzergâhıdır. Talip olan kapıyı açmasını bilecektir elbet.

Hane ahalisi yorulmaz kalem işçileridir, yazmak bir dert olmuşsa şifası sayfalar, kalemler, klavyeler ve dahi muhakkak bugün matbudan bile daha fazla kişiye ulaşılan internet siteleridir. Fakirane kalbinde güzel insanların isimlerinden izler taşır. Serencam dergisinden ismine aşina olduğum Abdulkadir Üstündağ ve Hasan Bozdaş, yine birçok edebiyat dergisinde şiirlerinden kalbini okuduğumuz güzel, Nergihan Yeşilyurt, Hayal Bilgisi yayın yönetmeni, ve Huzur Koleksiyoncusu isimli şiir kitabının sahibi Cihat Albayrak son olarak şiirleriyle derdinin şifasına talip bir kalem olan ve yine dergilerde ismini gördüğümüz Mehmet Türkmen, kervanın yorulmaz yolcularıdır. Geniş yelpazesi ile seyir zevkini kalbinde taşıyanlar için film gurmesi olarak da M. Fatih Kutlubay karşımızdadır.

Künye kısmında komşularını unutmayan Fakirane vefa güzelliğini de kalbine alan ve sırf bu yönüyle bile teknolojinin mekanik algısından kendini uzaklaştıran bir mekân olarak karşımızda durmaktadır.

Fakiranede ne bulunur?

Kulaklarınız için iyi müzikler bulabilirsiniz burada, fazla duyulmamış ama dinlediğinizde tınılarıyla kalbinize tanıklık bırakacak notalar yüklenebilirsiniz sözcükleriniz üzerine. Dimağınız iyi yazı ve şiirlerle kalbinize bayram ettirebilir mesela, kendinizi hüzünlüyken bir huzur sandalının içinde parmaklarınız suya değerken bulabilirsiniz, iyi filmler kısmıyla gözlerinizden aklınıza kavgalar devşirir araya gönlünüzü sokup ortalığı sakinleştirebilirsiniz. Yeni kitaplardan, dergilerin yeni çıkan sayılarından ve e-kütüphanesinden faydalanabilirsiniz. Kısaca Fakirane zamanınızı boşa harcamaz, fazlasıyla geri bırakır yanınıza!

Ve son olarak yakınlarda kulağımıza çalınan bir haberden bahsedelim sayın okuyucu size; Fakirane, e-dergi formatıyla da hizmet verecek yakında, kültür edebiyat denizinde kulaç atan herkese…

Mihmandarının gözünden Fakirane

Fakiranenin mihmandarı Adige Batur’a ses vermek gerektiği inancıyla merak ettiğim birkaç soruya yer vermeliyim burada diyorum;

Fakiranenin kapısına kim neden dayanmalıdır mesela?

A.Batur: Fakiranenin kapısı herkese açık aslında, gelene de gidene de açık bir kapı… Kapısına bir arayışı olan dayanmalı bence, popüler kültürün dayatmasından kaçan, naif, güzel ve çeşitliliği olan bir hanede konuk olmak isteyen gelip misafir olmalı… Göz önünde olmayana ulaşmak, bunları keşfetmek, okutmak, dinletmek hasılı paylaşmak.

Fakirane üzerinden kültür ve edebiyat sitesi olarak kervanınızla birlikte yol almak isteyenlerden beklentileriniz nelerdir?

A.Batur: İyi bir arayıcı olmalı derim, her güzel şey bizim kaybolmuş malımız gibi olmalı onu arayıp nerede olsa bulmalıyız ve güzel insanlarla paylaşmak… Yani Aramak ve bulmak biraz üretmenin önüne geçmeli… Misal iyi bir şiir bulup çıkarmak iyi bir şiir yazıp yayımlamaktan daha öncelikli.

Fakiranenin fakiri olmak için ne yapmak gerekir?

Dost olmak yeterli… Tanış olalım, bize ulaşan herkesin fakirane de yeri var.

Dost olmak yeterli diyor Adige Hoca, öyleyse dost olalım birbirimize, dost olalım kalbimize ve en çok kabrimize dost olalım, parmaklarımız iyiliğe götürsün bizi, kulaklarımız iyiyi dinlesin, gözlerimiz iyiyi izlesin ve aklımız en çok iyiyi okusun böylesi güzel mekânların vesilesi ile Fakirane uğrak verilesi güzelliğiyle arayanların bulmuşluğunu bekliyor vesselam!

Gülnaz Eliaçık

Gülnaz Eliaçık

Gülnaz Eliaçık

1987'de Zemherinin kapı ağzında doğdu.
Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında kaleme aldığı yazılarla kendini gösterdi. Orhan Veli İstanbulu dinlemenin, Cahit Sıtkı otuzbeş yaşının derdine düşmüşken, Sait Faik Dülger Balığının Ölümünü öyküce öykünürken, tüm bunları üç beş değerlendirme sorusuyla sorgulayan edebiyatı konu edinen bir derste, karalanan satırların insanlık tarihini nasıl yerinden ettiğini farketti ve okuyarak yaşamanın, yaşayarak okumaktan ayırt edilemedigi zamanların etkisini ilk bu yıllarda hissetti. Nazan Bekiroğlu ve İskender Pala o yıllarında tanıştığı ve okumaya meyilli olduğu isimler arasında yer aldı.
Lise yıllarında çeşitli ödüller verildi yazılarına, şimdi anlıyor ki asıl ödülü vereniçine bu ilhamı nasipdâr eden Rahman.
Kat sayı mağduru. Bu yüzden olsa gerek hakkını helal edesi gelmiyor düzenin çark çeviricilerine!
Bozok Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu’ndan 2008 yılında mezun oldu.
Reel olarak tekniker, kalbinin tamirinden asıl işine hiç sıra gelmedi.
Beş yıl boyunca, çeşitli özeleğitim merkezlerinde gün aşırı insanlarla, çocuklarla ve en çok da kağıtlarla konuştu. Şimdiler de o konuşmaların yorgunluğunu atmak için dinlencede...
Yazmak tutkusunun ateşi olan okumayı harlamakta, bu sıcaklık ömründen hiç gitmesin duasında.
Çeşitli edebiyat dergilerinde yazdı, yazıyor ve yazacak ömrü yettikçe...
En çok içiyle konuşuyor; öyle işte...
Gülnaz Eliaçık

Latest posts by Gülnaz Eliaçık (see all)

About author

Gülnaz Eliaçık

1987'de Zemherinin kapı ağzında doğdu. Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında kaleme aldığı yazılarla kendini gösterdi. Orhan Veli İstanbulu dinlemenin, Cahit Sıtkı otuzbeş yaşının derdine düşmüşken, Sait Faik Dülger Balığının Ölümünü öyküce öykünürken, tüm bunları üç beş değerlendirme sorusuyla sorgulayan edebiyatı konu edinen bir derste, karalanan satırların insanlık tarihini nasıl yerinden ettiğini farketti ve okuyarak yaşamanın, yaşayarak okumaktan ayırt edilemedigi zamanların etkisini ilk bu yıllarda hissetti. Nazan Bekiroğlu ve İskender Pala o yıllarında tanıştığı ve okumaya meyilli olduğu isimler arasında yer aldı. Lise yıllarında çeşitli ödüller verildi yazılarına, şimdi anlıyor ki asıl ödülü veren içine bu ilhamı nasipdâr eden Rahman. Kat sayı mağduru. Bu yüzden olsa gerek hakkını helal edesi gelmiyor düzenin çark çeviricilerine! Bozok Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksek Okulu’ndan 2008 yılında mezun oldu. Reel olarak tekniker, kalbinin tamirinden asıl işine hiç sıra gelmedi. Beş yıl boyunca, çeşitli özel eğitim merkezlerinde gün aşırı insanlarla, çocuklarla ve en çok da kağıtlarla konuştu. Şimdiler de o konuşmaların yorgunluğunu atmak için dinlencede... Yazmak tutkusunun ateşi olan okumayı harlamakta, bu sıcaklık ömründen hiç gitmesin duasında. Çeşitli edebiyat dergilerinde yazdı, yazıyor ve yazacak ömrü yettikçe... En çok içiyle konuşuyor; öyle işte...

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv