Halil Cibran, Ermiş ve sınav sorusu – N. Bekiroğlu

Halil Cibran, Ermiş ve sınav sorusu – N. Bekiroğlu

Kendi gününün şafağında, seçilmiş ve sevilen insan Al Mustafa / tam on iki yıl boyunca Orphales şehrinde, gemisinin geri dönüp / kendisini doğduğu adaya götürmesini bekledi.

Önümde Halil Cibran’ın Ermiş’i (Çev. İlyas Aslan, Kaknüs, İstanbul 2002). Dünya Edebiyatı dersinin sınavı için sorduğum sorulara cevap anahtarı hazırlıyorum.

Eserin orijinal adı The Prophet (1923). Peygamber, nebi anlamına da geliyor bu kelime ve batılı yazarlar metnin kahramanı El Mustafa’nın kim olduğu üzerine hayli mürekkep tüketmiş. Onun Hz. Muhammed’i temsil ettiğini ileri sürenler çıkmış olsa da Ermiş’in metni ile Hz. İsa’nın çöldeki vaazı arasında benzerlik kuranlar daha fazla. El Mustafa Orphales şehrinden ayrılırken halka, onların sorduğu soruların cevaplarını verir. Bunlar aşka, evliliğe, iyilik ve kötülüğe, suç ve cezaya, ölüme, inanca, güzelliğe, duaya vs. ilişkin sorulardır. Bir başka ifadeyle insanın temel soruları. El Mustafa kim olsa da, cevaplarına bakılırsa Ermiş insanlığın mazisinden süzülerek gelen ortak tavırları işaret ediyor.

Halil Cibran, Mehceret edebiyatının başını çekmişti. Bu edebiyat, batıya göç eden çoğu Lübnanlı Hıristiyan Arap yazarlar tarafından ABD ve Latin Amerika’da oluşturulmuştu ve bu edipler İslâm öncesi Arap edebiyatı gibi İslâmi Arap edebiyatının imgelerini de memnuniyetle sahiplenmişti. Ortaya kesin sınırları olmayan ortak bir mazinin hazineleri çıktı. Cibran’ın havzası bu yüzden geniştir. Manası insanî, dili durudur. O kadar durudur ki bu dil, ilk bakışta bir çocuğun söyleyebileceği cümleler gibi gelir bize onun yazdıkları. Ama bu dil, arkasında “büyük gibi” yazmanın sayısız alıştırmasını saklar. Dibindeki çakılları göstermesine aldanmamalı bu suyun o halde, çok derindir.

Cibran’ın dili, hayır, benzetmesiz, imajsız hiç değildir. Tam tersine onun yoğun teşbihleri, imgeleri, metaforları vardır. Yani o, gündelik kelimelere yan anlamlar yükleyerek bir üst dil kurar. Üstelik bunlar kabuklaşmış, basmakalıp ifadeler gibi bıktırıcı, ucuz ve bayat değildir, orijinaldir. Ama bu orijinal dil şaşılacak derecede sadedir yine de. Çünkü o, bilindik kelimelere yüklediği yan anlamlar ile onların gerçek anlamları arasında okuyucunun geçebileceği bir köprü kurmuş, kapıyı aralık bırakmıştır. Okuyucu bu mesafeyi aşabildiği için Cibran’ın imajlı dili bu kadar saf gelir bize.

Her şey gibi bu derin fakat sade üslûp da acemi edebiyatçıların elinde ucuz örneklerle tekrarlanmıştı. Ucuz örnekler bize bir an için “He, acaba?” dedirtse de nihayette görürüz ki Halil Cibran bu duru dilin karşılık verdiği bütün duygu ve düşüncelerle kalmaz, bütün ırmakların çıktığı ana kaynağa bağlanır. Bu yüzden o doğudur ama hem batıdır. Doğudan esse de bütün dünyadır. Bu gündür ama dün ve yarındır. Hem çöl hem denizdir. Kısacası fıtratın kadim evrensel diliyle konuşmaktadır. Fıtratın dilini bu kadar fark ettiği için de, en az fark edilen yanıyla, bidayette itirazdır nihayette isyandır. Yaprakların üzerinden geçen esinti, derin ağaçlığın arkasında gün batımından sonra sönen gök ışığı, yalnız dağ, yalnız nehir, yalnız deniz; bütün bunlar kaçırılmış ibadetin vaktini uyaran rüyaların lisanıyla yorumlanır onda. Göklerin hatırlattığı şeyin farkında Cibran, o hissi kelimeye çevirmektedir.

Başkan Roosevelt Cibran’a, “Sen Doğu’dan gelip Batı’yı silip süpüren ilk fırtınasın, ancak kıyılarımıza çiçekten başka bir şey getirmedin” demişti. Elvis Presley, onun bir hayranı olarak, Ermiş’in binlerce kopyasını hayranlarına dağıtmıştı. Halil Cibran’ın, yazar May Ziyade ile 19 yıl birbirlerini hiç görmeden yazışmış olması ise aşka dair yürek isteyen bambaşka bir hikâye.

Şimdi dört sorulu sıkıcı cevap anahtarıma bakarken “Keşke” diyorum, “Ermiş’in böyle üç beş satırlık bir kısmını değil de tamamını verseydim öğrencilerime ve bütünüyle serbest üslûp, ne düşündüklerini neler hissettiklerini yazmalarını isteseydim.”

Sadece şunu anlasalar bile yeterdi:

Ne kadar sık yelken açtınız rüyalarımda. Ve şimdi uyanıklığımda geldiniz, daha derin rüyamda.

(Ermiş’ten bir bölümü buradan okuyabilirsiniz:  HALİL CİBRAN – ERMİŞ)

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

Latest posts by Fakirane (see all)

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv