Cemal Süreya şiiri… Hüsameddin Bayraklı’nın eşsiz yorumuyla…

İKİ KALP

İki kalp arasında en kısa yol:

Birbirine uzanmış ve zaman zaman

Ancak parmak uçlarıyla değebilen

İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,

Beklemek gövde gösterisi zamanın;

Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,

Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

EŞDEĞERİYLE YAN

Eşdeğeriyle yanyana yürürken

Cehennem sokağında birey olmak,

Ve en inceldikten sonra

İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.

Saat beş nalburları pencerelerden

Madeni paralar gösteriyorlar,

Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,

Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

ÇEKİRGE BULUTU

Çekirge bulutu içinde

Koynuma soktuğun ekin;

Çalgılar iki durur sürgün ilinde,

Bir gözü mavidir bir gözü blue.

Gölgede boy atmış top fesleğen,

Bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni,

Marienbad ilkokulu, Nişantaş’ta;

Bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.

Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek…

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

SÜLÜNÜN YÜZÜ

Sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.

Rasgele yazarı avcıdan öğrendim:

Yaban ördekleri donmasın diye,

Suya nöbetleşe kanat vururlar.

Ve işte şamandırasıyla Beşiktaş’ınız,

Çapraşık bir yüzyılı geriye atar;

Tanrım siz şu uzun Anadolu’yu

Çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

İLKOKULU BİTİRDİĞİ

İlkokulu bitirdiği gün Cumhuriyet şairi,

Saçında kurdelesi Lozan gibi;

Sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de

Hemeninden göğe huthutler çizildi.

Gelecek zaman oldu şimdiki zaman;

Irmak aşağı inen güz parçası,

Çok süslü bir halkın arasından,

Benimsin!

İyi anlarında sesin kalınlaşıyor

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni

BİLGİSAYAR OLARAK

Bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü

Selçukluya pragmalar taşıyan Gazali

Bir ilk aptallığı düğüm sayarak

Yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.

Bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz

İntihar etti sayılmış tasavvuf ehli,

Yine bu yüzden doğduğu an

Kaymaya başlamış Osmanlı yıldızı,

Baktım yeri toparlıyor ayak izleri

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni

AFYON GARINDAKİ

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,

Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;

Varto depremini düşün, yardım olarak Batı’dan

Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,

Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,

Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;

Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

Eşiklere oturmuş bir dolu insan

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

DAHA BEN

Daha ben ilk kazmayı vurmadan

Elime gelen Karabitki’li testi,

Nefertiti’nin mutfağı sayılan yerde

Koyu sır yeni hicret yollarını kesti.

Terimler eşekarıları sözcüklerin,

Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,

Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini

Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.

Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?…

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

İÇTİM O

İçtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim,

Örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle

Ayışığını paylaşırdı bacakları,

Öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.

Put’unu cezalandırıyor kır delisi;

Oğlan iki ev ötede, Londra’dan gelmiş;

Yazsınlar felaketlerin hep çift geldiğini,

Garson acıması tutmuş içkievini.

Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

BİR MİNELİ

Bir mineli altın saat,

Bir altın köstek ve madalyon

Bir roza maşallah,

On iki miskal inci.

Madalyonunu ve boncuğunu

İttim içeri,

Gözlerimizin dibi karıştı

Dağyollarının uzak dumanı gibi.

Ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

METİNLERDE BULUŞTUK

Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,

Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;

O arada iki de defterimiz oldu,

Biri babasına daha çok benziyor.

Bir türlü kotarılamayan uğraş,

Ç harfini daha yeni dönmüşüz;

Gözlerimizde İbni Sina bozukluğu,

Dostumuzsa, Bodrum’da, dönmez geri.

Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

KÜÇÜK ANNE

Küçük anne, kelepir kız,

Bir şey söyle bana,

bana bir laf et ki binlerce,

Onbinlerce görüntü anlatamasın.

Genceli Nizami’nin dediği gibi

Taşı onunla yıkasalar

Üzerinde akik biter,

Bakışların ki…

İkinci bir parıltı var senin bakışlarında

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

18 ARALIK

18 Aralık 1985’te o salonda

Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?

Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,

Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.

Olur mu anımsamamak Onaltıncı Louis’yi

14 Temmuz 1789 akşamı, Louis,

Şöyle yazmamış mıydı defterine:

“Bugün kayda değer bir şey yok..”

“Kehanet” adlı kısacık bir şiir buldum

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

HİÇBİR SEMTTE

Hiçbir semtte berberin olmadı,

1954-1980 yılları arasında,

26 yılda 28 ev değiştirdin;

Leke kuşağı nasıl bilmez seni!

Arabesk nedir diye düşünmüştünüz:

Şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;

Eşitlik midir komedya, içtenlik mi,

Erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?

Yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

MUTSUZLUK GÜLÜMSEYEREK

Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;

Banliyo treninde rastladığımız

Sınav saatini kaçırmış liseli kız,

Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Ey otobüssever ey Troya yolcusu!

Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk

O İB(ipekböceği) sesli kadını;

Birinin Grönland’ı olmaya hazırlanıyordu.

İki çay söylemiştik orda, biri açık,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

BİR KIŞ

Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,

Yalnız işitme duyusu kalır ortada.

Asya kentleri yürür dururlar,

Höyükler burnumda hızma.

Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!

Tabanlarından kayıp duran sütunlar

Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:

Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

PİRİ REİS

Piri Reis geri çekmiştir haritasını

Azmayı çoktan unutmuştur hayvanlar;

Başlamıştır Sultanahmet sürüncemesi,

Kızlar yatakta yan yatmaya başlar.

Ben atımı böyle dört sürüyorum ya,

Yetişmek için mi, bilmem, kaçmak için mi?

Ya sen? Neden sende tehlike anlarına

Bunca hazırlıksız olma özeni?

Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

BİR ÇİÇEK

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,

Bir yanlışı düzeltircesine açmış;

Gelmiş ta ağzımın kenarında

Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,

Güverteleri uçtan uca orman;

Aldım çiçeğimi şurama bastım,

Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

GECE BİTKİLERİNDEN

Gece bitkilerinden korkuyorum,

Hayır, geceleri bitkilerden!

Gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır

Bana açtığın her telefon.

İki kalp arasında en kısa yol:

Birbirine uzanmış ve zaman zaman

Ancak parmak uçlarıyla değebilen

İki kol.

An ki fıskiyesi sonsuzluğun

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

ATI’LAR DELTALARA

Atı’lar deltalara gömülen atı’lar,

Saçı’lar fiyortları öpen saçı’lar,

Kutu’lar, Haliçlerden susmuş kutu’lar,

Takı’lar eski aşkları imler takı’lar.

Bol dökümlü gömleğinin içinde

Sırtını ve karnını dolanan

Ve sonunda sincap olan

O kuş.

Seni o kadar yakından görünce,

Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

 

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

Latest posts by Fakirane (see all)

Keşke Yalnız Bunun İçin Sevseydim Seni (Cemal Süreya)

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv