Müstesna 50 Film – Bülent Özdaman

Müstesna 50 Film – Bülent Özdaman

LİSTE 1 / Tema: ARAYIŞ
Hazırlayan: Bülent Özdaman

***İlk liste için her yönetmenden sadece bir film aldım,
Daha çok hakikate, imana, vicdana,umuda ve arayışa dair filmleri seçtim, daha sonraki listelerde daha farklı kriterlerle yeni listeler hazırlayacağım, vesselam…
Tam olarak olmasa da listedeki sıralama önem sırasına göre yapılmış bir sıralamadır, biline!


1-  İz Sürücü – Andrey Tarkovsky 

Umutsuz bir çağın umutlu çocukları, iman etmeyen insanlar adına üzülmek vicdanın varlığına işarettir !
Hakikatin izini süren bu dertli adama iyi bakın!
Söylediklerine kulak verin!
2- Bir Taşra Papazının Güncesi  – Robert Bresson 

Kulakları hakikate sağır olanlara hakikati bağıra bağıra anlatmak! Çırpınmak, mahzun olmak… Yaşama umudunu bu karanlık çölde yitirecek kadar didinmek ve yorulmak…
Hepimizin müptela olduğu şey değil mi yaşam ve aslında bir bakıma ölüm peki ya umut nerede?
3- Yedinci Mühür  –  Ingmar Bergman 
Çileli bir yol, yorgun bir savaşçı ve umutsuz bir savaş: Haçlı Seferleri !
Hayal kırıklığı, pişmanlık…
Salgın, veba, ölüm ve korku !
Ölümle oyun, yaşam, kurtuluş ve umut ! Ya Rabbi kelimeler ne yakıcı?
4-  Yolcu – Michelangelo Antonioni 
Hayatının büyük bölümünde kör olan bir insan, birden görmeye başlarsa ne hisseder?
Ya hayatının kendisinin hayalleri kadar zengin olmadığını anlarsa?
Ya korkuyu bilmeyen yüreğinin ne kadar büyük korkulara açıldığını fark ederse?
Siz de bu yolculuğa hazır mısınız ?
5- Bal – Semih Kaplanoğlu 
Dünyanın bütün hengamesinde kelimelerini kaybeden insanlık!
Kainatın, hakikatın karşısında kekeliyorsun!
Dur ve dinle!
Arıyı dinle, babanı dinle, göğü dinle, ormanı dinle…
O ağacın kovuğuna sığınıyorsun ya, kainatın bağrına kaçıyorsun ya…
O kovuktan bir daha sen olarak çıkabilecek misin ki?
6-  Sayat Nova (Colour of Pomegranates) Sergei Paradjanov
Şiirin ucunda, imanın içinde ama aynı zamanda dışında bir şair…
Şiir bizim neyimiz ? Şiir bizim neremizde?
Din şiirin neresinde?
Şiiri aramak neyi aramaktır?
Mabedlerde bulunan ilhamlar şiir midir?
Sorun, korkmayın sorun sorun…
7-  Yedi Samuray – Akira Kurosawa 
Yedi büyük günah, Yusuf’un yedi kardeşi, yedi kıta, yedi gök, yedi verenler, yedi alanlar…
Yedi’ler…
Yedi güzel adam…
Kötülüğü de iyiliği de derununda saklayan, yedi kat semaya da çıkan, esfel-i safiline de inen o acip mahluk!
O yedilerin yedisi de sensin!
Haberin var mı ?
8- Kitara’ya Yolculuk – Theo Angelopoulos
Hayallerin, umutların yitirildiği bir umutsuzluk durumu..
Kitara, Yunan mitolojisinde Afrodit’in adasının ismidir.
Aşk adası…
Bir sala atlayıp denize açılmaya çalışan adam, umutsuz, düşsüz ve kırgınsın…
Sevgi arıyorsun, aradığını da sevgi de arıyorsun…
Bulacak mısın? Bilemeyiz, belki…
9- Nazarin – Luis Bunuel 
Hayat öylesine kötü olsa da hâlâ kendimize rağmen iyi olmaya çalışmak nasıl bir maceradır?
İnsanın kendine rağmen kendine yolculuk etmesi, kendini araması nasıl bir deliliktir?
İman ve küfrün arasında soğuk bir yolculuk yaptınız mı hiç?
Uzun ve soğuk bir yolculuk…
Deneyelim mi ? Ne dersiniz?
10- Bir Zamanlar Anadoluda – Nuri Bilge Ceylan 
Zamanda akın, mekanda akın…
İçinize akın, derede akın, ağaçta akın…
İyilikte akın, kötülükte akın…
Velhasıl insanda akın, kendinizde akın…
Kavli leyyin gibi, suyun taşlara yumuşakça değmesi gibi akın…
Su yolunu bulur, siz suya yolcu olun, su da yolcu olun, siz de yolunuzu bulursunuz…
11- Cennetin Çocukları – Mecid Mecidi 
Kendi kaybettiği yırtık ayakkabılarını bir başka fakir kızda gördüğünde, ondan geri istemeyecek kadar vicdanlı ve ince bir fakirlik düşünün dostlar…
Bu modern zamanda bu modern kafanızla insan tabiatının henüz bozulmamış ve saf hâlini düşünün…
Kalbinize, içinize ve umuda bir yolculuğa ne dersiniz ?
Hem de Cennet Çocukları ellerimizden tutmuşken böyle sımsıkı…
12- Kirazın Tadı – Abbas Kiyarüstemi 
İntihar etmek isteyen bir adamın içinde olduğunu düşünün…
Dışınızda; yani arabanın içinde her defasında yeni bir adam…
Yeni bir dünya, yeni bir umut…
İntihar bir sürükleniş, bir iç yolculuk…
Umut ise varış değil, yolun ta kendisi…
Siz hiç intihar etmek isterken kurtarılmayı beklediniz mi?
13- Beyaz Kurdele – Michael Haneke 
Önce dindarları sonra çocukları zehirleyen bir tohum! Ruhunuz boşalırsa ne yaparsınız?
Bu modern zamanlarda ruhumuz içten içe öylesine boşalmış ki, içimize zehir akıyor, içimizden zehir akıyor…
Ruhsuz, sahipsiz ve soğuk bir ortamın çocuklarıyız, çöl büyüyor artık…
Vay haline çöle gebe olanın !
14- İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… Ve Yine İlkbahar – Kim Ki-Duk
Hayata gözlerini açan, varlığın sesine kulağını veren her insanın hissedeceği şey, tüm varlığın Allah’ı tespih ettiği olacaktır.
Mevsimler döndükçe kendine dönen insan…
Kendini aramadan bulan insan…
Şehvetiyle, öfkesiyle, aşkıyla insan ve dahası günahıyla insan…
Kainat Allah’ı tespih ediyor sen de bu sese/sessizliğe kulak versene…
15- Bab’ Aziz – Nacer Khemir
Çöl, arayış. Toz bulutlarıyla raks. Kendi müpheminde boğulma gayesi. Zahirî olan çöle inmez, batınî olan görünmez. Çöl, ruhların kemâle erme girdabındaki son durak, son öğreti. Çöl, sonsuzluğun sonu, sonsuzluktaki zaman… Çöl, ‘ Bir ben var, benden içerû ! ‘ Çöl, şiirin son hali, girift, muğlak, namütenahi… Çöl, ruhun özünü doya doya yaşadığı yer, her şey namevcut; kum, güneş, ‘ben’ hariç… Çöl ve çöle inen hakikat avcısı; yol ve yolsuzluk… Çöl Şark… Çöl, Masal…
16- Aşk Zamanı (In the Mood for Love) Wong Kar-wai
Masum bir aşk…
Söylenmesi gereken söylenmez, yapılması gereken yapılmaz…
Arayış, savruluş, sürükleniş…
Arayışın en büyüğü aşk mıdır?
Leyla’lar Şirin’lere vurgunsa Mecnun’lar kimdir?
İçinizde aşkın hali nicedir?
Hele bir daha bakın…
17- Pi’nin Yaşamı – Ang Lee
Kader’e inanır mısınız?
Peki nasıl bir kadere?
Nasıl bir yaratıcıya?
Bir hikaye sizin inanmanızı sağlayabilir mi?
Dünya ıssız bir okyanus mudur?
Nefsiniz sizinle aynı sandaldaki kaplan?
Mücadeleniz kime karşı ?
Savaşınız nedir?
Binbir Gece Masalları’nı en son ne zaman okudunuz ?
O zaman biraz anımsayalım…
18- Kutsal Direniş – Elia Suleiman 
Her gece o geçiş noktasının tam da sınırında buluşmak!
İsrail askerlerine ve senin o güzel gözlerine bakmak!
Sadece ellerini tutabilmek!
Bir de hayata kafa tutmak, savaşa, ahmaklığa…
Gülmek tebessüm kıvamında kahkahalarla!
Kutsamak insanlığımızı, direnmek!
Aşk için, hayat için, umut için!
19- Kosmos – Reha Erdem 
Bir meczubun nefes nefese koşması gibi yaşantımız…
Karların içindeyiz, üşüyoruz…
Arıyoruz, karnımız buğday ekmeğine tok, çay istemiyoruz aşk istiyoruz…
Merhamete çağrılıyız, ölümümüz yakın hepimiz adını biliyoruz,
Seni sayıklıyoruz!
20- Yazgı – Zeki Demirkubuz 
Yazgısının farkında olmayan, peşine de düşmeyen umarsız bir zamanın içindeyiz…
Zamanımızı sevmiyoruz, mekanımızı da sevmiyoruz…
Öylesine donuk ki kanımız,
Neyi istiyoruz? Neyi istemiyoruz?
Yanılgımız, yalnızlığımız ve yazgımız alnımızda bir bıçak yarası gibi…
Suskunluğun dayanılmaz hafifliği kulaklarımızı tırmalıyor ama gene de yaşanılacak diyor, yaşıyoruz…
21- Saç – Tayfun Pirselimoğlu 
Hayatı bir peruk gibi takıyoruz gibi geliyor bana artık!
Yalnızlığımı da…
Öleceğimi bilseydim, Brezilya’ya çok gitmek isteseydim de gidemeseydim, sadece Brezilya müziklerini dinleseydim, bir dükkandan sadece sokağı ve bir fahişeyi izlemek zorunda kalsaydım ne yapardım?
Bilmiyorum…
Ama bazen tam da o adam olduğumu düşünüyorum aslında hiç öyle olmasam da…
22- Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak – Ahmet Uluçay 
Sinemayı, çocukluğunu, trajedisini arayan bir adam…
Küçük bir köy, imkan ve mümkin…
Umut !
Pür umut !
Masum bir aşk…
Ben, sen, o, biz…
23- Bir Ayrılık –  Asghar Farhadi
Ayrılıyorum, ayrılıyorum da, ayrılığımdan ayrılamıyorum…
Yalnızlığımdan, kararsızlığımdan, kendimden!
Umudumdan, tenimden, ruhumdan…
Nereye varmak istediğimi de bilmiyorum üstelik.
Nerden geldiğimi de
Şu an nerede durduğumu da!
Sahi ben kimden ayrılacaktım ve nereye gidecektim?
24- Yol – Yılmaz Güney 
Bırakın bizi, evimize gideceğiz.
Türkümüze, kendimize…
Sazımıza gideceğiz, sözümüze, özümüze…
Biz de günahımızı arıyoruz, çilemizi, kendimizi…
Modern bir çöldür artık yol!
Vay halimize çünkü biz de gebeyiz çöle!
25- Kara Tahta – Samira Makhmalbaf
Çocukları arıyoruz… Sırtımızda tahtamız… Umudu arıyoruz, her şeye ve herkese rağmen…
Elimizden tutun, kır çiçeklerini toplayın, olsun bir beze bağlayın, düşün ardımıza…
Yıldızların altında başka dünyalar var, gelin!
26- Pandoranın Kutusu – Yeşim Ustaoğlu
Kapılar ve köprüler… Zihin ve bellek, bunların sonsuz kombinasyonlarının nasıl düzenlendiklerini bilmediğimiz bir karmaşası…
Hangi kapı hangi köprüye açılır?
Alzheimer bütün bu karmaşanın tek bir yöne evrildiği, kapı ve köprülerin bağlarının çoğunun yitirildiği bir insanlık hali olmalı!
‘’Dağıma gitmeme izin ver; yoksa onu da unutacağım!’’
Hafızanızın peşine düştünüz mü hiç?
Anılarınızın ?
Yani; kendinizin ?
27- Cennet Sineması – Giuseppe Tornatore
Sinemayı arayan çocuk…
Çocukluğunu arayan,
Umudu, hayatı, saflığı, vicdanı…
Dünya artık çok karanlık…
Umut gökyüzünde bir takım yıldızı…
Korkuyoruz gelecekten, korkuyoruz geçmişten…
Ama aramaktan asla yorulmayacağız!
Tarihin akışını düze çıkaracak güzel yüzlü çocuklar her zaman vardılar ve yine olacaklar!
28- Nokta –  Derviş Zaim
Affedilmeyi aramak…
Noktayı, tarihi, kendini arayan adam…
Hafızası silik bir adam…
Suçunu arayan, azabı bulan adam…
Vicdanına ve belasına çarpan adam, bir parça biz, bir parça siz…
29- İtirazım Var –  Onur Ünlü
Minberden yükselen bir vicdan var…
Ona çarpan yankılar, yargılar var…
Koşan, düşünen, okuyan, zeki, en önemlisi vicdanlı bir ‘din’ var !
Bir imam var, içimizden içimize haykıran bir imam, o da bizi arıyor,
Kapıyı açın da hele vicdanlı bir ‘din’ gelsin içimize!
30- Kaplumbağalar da Uçar – Bahman Ghobadi
Savaş nicedir çocukluğumuzu unutturdu bize çünkü yaşam tüm hırçınlığıyla hâlâ rüzgârını savuruyordu yüzümüze ve gök yıldızlarını düşürmemişti henüz…
Hem o kadar da mutsuz değiliz çünkü biz çocuğuz, genciz!
Siz neden öyle duruyorsunuz ?
Öyle orta yerde, öyle umutsuzca?
31- Ayın Ardındaki Güneş: Kandahar –  Muhsin Makhmalbaf
Bir mektup sürükleyecek beni ve ben de inanacağım buna…
Bir mektup yeniden o efsunlu dünyaya çağıracak beni…
Tehlikeli, tedirgin, titrek, ürkek bir dünyaya…
Ama büyülü- efsunlu bir dünyaya!
Gider miydim ?
Bilmiyorum, ama gitmek istiyorum artık!
32- Sevmek Zamanı – Metin Erksan 
Bir fotoğrafa aşık olmak ve sahibini aramak !
Suretsiz bir sireti sevmek yani…
Artık sireti olmayan suretlere karşın daha mı iyi bu ?
Bir fotoğrafın aşkı o fotoğrafın sahibinden daha mı gerçek?
Aşk siyah-beyaz bir fotoğraf değil mi zaten?
Ona renk veren bizim rüyalarımız değil mi?
33- Sonbahar – Özcan Alper 
Ölümüne koşmak ister adam…
Ölmek üzere hasta, yürüyemiyor ki; ölümüne yürüyen adam…
Sılaya, anaya dönen adam…
Gök öyle kocaman ki, öyle kara ki…
Bahar sonsuz bereketiyle kucağını açmış bekliyor,
Yutmak için ruhunu adamın…
O geleceğini arıyor, geleceksiz, geçmişsiz bir kadınla,
Biz de onlarla umudu!
34- Uzak İhtimal – Mahmut Fazıl Coşkun 
Sessizce başlayan aşk hikayesi, başladığı gibi sessiz, masum ve hüzünle devam ediyor.. Öyle bir aşk ki, hâl dili her şeyi anlattığı için kelimelerin sesine ihtiyaç kalmıyor..
”Güzel aşkım, tatlı aşkım, kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur.”
– Luıs Aragon / Mutlu Aşk Yoktur
35- Üç Yol – Faysal Soysal 
Bir kelebeğin rüyasını düşleyin…
Rüyasında yaşamını uzatmak isteyen bir kelebek!
Ömrü rüyasından kısa bir kelebek…
Bazen rüyanın içinde kalmak, bu dünyaya hiç dönmemek isteriz.
Sizin gerçeğinizi feda edeceğiniz rüyanız oldu mu ?
Peşine düştüğünüz, cebinize aşkınızı, suçunuzu, şiirinizi alıp da ardından koştuğunuz rüyanız?
36- Mommo Kız Kardeşim – Atalay Taşdiken 
Masum çocukluk hayallerinin karabasana dönüşmesi; yaz  ortasında ansızın ve habersiz çıkıveren, ortalığı birbirine katan bir fırtınanın çıkması gibidir çocuklukta çok sevdiğimiz birisinin bir şekilde kaybedilmesi.
Kayıp anlarımız mıh gibi aklımıza çakılır ya hani…
Orta yerde öylece kala kalır…
Onları tekrar bir çekiçle sökmeye çalıştınız mı hiç?
37- Kutup Çizgisi Aşıkları  – Julio Medem 
‘’Kalbim hiç bu kadar kırmızı olmamıştı!’’
Aşk, kalbin hiç o kadar kırmızı olamadığı bir insanlık hâlidir. İnsanda başlayıp Allah’ta sonlanan sonra form değiştirmiş hâliyle tekrar insana dönecek olan büyük bir hediyenin işaretidir bu kıpkırmızı kalpler!
Sizin kabiniz de hiç bu kadar kırmızı oldu mu ?
38- Nastasja – Andrzej Wajda 
Öl(dürül)müş bir kadın, bir sedirde boylu boyunca yatıyor. Hemen yanında iki sandalye var. İki adam dizleri birbirlerine değecek şekilde oturmuş o sandalyelere.
Yatakta ölü bedeni boylu boyunca uzanan Nastasya Filipovna; sandalyelerde oturanlar Rogojin ve Prens Mişkin. İki aşık; iki rakip; iki apayrı kişilik… Mişkin, Dostoyevski’nin Hz. İsa benzeri karakterlerinden birisi…
Aşk; kendini adama, fedakarlık demek onun için, nefsani tutkuların çok üstünde bir şey…
Rogojin, nefsinin tutkuları için her türlü kötülüğü yapabilecek bir kişilik. Sonunda en sevdiğini bile öldürebilecek kadar nefs mahpusu…
Bir mumun etrafında dönen iki pervane gibi… Artık mum sönmüş; ışık vermiyor ve o iki pervanenin, ışık vermeyen mumun etrafındaki çaresiz halleri bile muhteşem bir sinema gücü sağlıyor…
39- Fahrenheit 451 – François Truffaut
Kağıt, 451 fahrenheit derecesinde tutuşmaya başlıyor.
‘Kitapların yakıldığı yerde insanları da yakarlar!’
Birinci köşede buyurgan bir müdür, ikincisi evinde uyurken bile emir bekleyen bir ‘baba’ figürü ve bunların hepsinin güç alanında dönüşecek ortam bulmuş ve sabahın birinde hamam böceğine dönmüş Gregor Samsa…
Bu üç köşenin tamam olduğu andadır kitapların yakıldığı mekan ve zaman!
40- Sürgün – Andrei Zvyagintsev
Tarkovsky’nin tabiatı(ve insanı) temizleyen yağmurunun aksine, şüphenin yağmuru kurşun gibi ağır. Düştüğü her yeri zehirleyen, yakan delen ve yok eden bir yağmur… Şüphe, insanın kendinden emin olmaması mı, yoksa başkalarına reva gördüğü bir eziyet mi? Sevgi ile şüphe bir arada olabilir mi?
41- Oğul Odası – Nanni Moretti 
‘Çokluk pek uzun yıllar geçse de ancak o zaman insanın kulağı belli bir öyküyü algılayacak olgunluğa erişir. Ne var ki, insanları doğru dürüst anlayabilmemiz için onların anne ve babalarımız gibi tıpkı –kısaca sevip korktuğumuz her şey gibi- önce ölüp gitmesi gerekir.’ Franz Kafka
42- Kumlardaki Kadın – Hiroshi Teshigahara
Sorun saçmalığa varan bu hayatta, yaşamaya değip değmeyeceği sorunu!
Belki de hayatı saçma hale getiren ve bu yüzden de yaşanmaz kılan kendi eylemlerimizdir! Belki de, nedenle sonucu karıştıran modern yanılsamaya tutulmamızdır bizi ‘saçma’ ile karşı karşıya bırakan…
‘Kum küremek için mi yaşıyorsun, yaşamak için mi kum kürüyorsun?’
43- Utanç – Steve Jacobs
Mazlum ile zalim, madalyonun iki yüzü… ‘En büyük zalimler kafası koparılmamış mazlumlardan çıkar’ diyen Cioranın haklılık payı üzerine düşünme zamanıdır.
Bu söz, mazlumların kafası koparılmalıdır anlamına gelmez elbette. Zalim olmakla mazlum olmanın ne derece ince bir çizgide ayrıldığının/birleştiğinin ifşasıdır.
44-  Pi – Darren Aranofsky 
Bir ceviz kabuğuna dürülen kainat… Ya da bir midye kabuğunda yaratılışa şahit  olmak! Kainat sürekli bir oluş içinde, her daim aynı nakaratı tekrarlıyor: Gören gözler için tüm kainat yaratılan her bir şeyde gizli. Bu giz nasıl çözülür? Anahtar kimde? Yol nerde ? İnsan, aşk haline aklının en uç noktalarını sınamadan varamaz mı?
45-  İnşallah – Anaîs Barbeau – Lavalette
Her gün  uçurumun iki yanına şahit olan bir kadın…
Nefrete, sevgiye, kadına, erkeğe, savaşa tanık olan bir kadın!
İki dünya arasında sıkışıp kalanlar nasıl hayatta kalır?
Hayat onlarda nasıl kalır?
Hayat onların ceplerinde midir?
Onlar neyi arayacak peki?
46- Gece ve Sis – Alain Resnais
İnsan, yazgısını belirleyebilen tek varlık. Ahsen-i Takvim ile esfel-i safilin arasında gerilmiş bir ip. İpin neresinde bulunacağına insan kendisi karar veriyor. Allah’ın Kur’an da sıkça vurguladığı gibi, kimi zaman meleklerden üstün, kimi zaman hayvanlardan aşağı olabilen tek varlık insan.
İşinde insan yakan, işkence yapan bir Alman evinde hiçbir vicdan azabı duymadan çocuklarına sarılabiliyor.
Öteki çocukların gözleriyle bizlerin gözleri arasına aşılmaz duvarlar yerleştirmekte çok mahir bir çağın mensubuyuz çünkü!
47- Yağmurdan Önce – Milcho Manchevski 
Zaman sınırsızdır; çember yuvarlak değildir.
Boğazına kara bir yılan giren çoban, ancak onu ısırarak kurtulabilirsin…
Yani, kendi eyleminle.
Merhamet ve fedakarlıkta öyle, kendi eylemimiz, b u duvarların yıkılması için yapılması gereken tek şey!
Kendini adamak eylemiyle merhamet arasında nasıl bir ilişki var?
Merhamet steril bir duygu mudur?
Peki ya kin, nefret, intikam, şiddet?
48- Grbavica – Jasmila Zbanic 
İnsanın genzini yakan kurşuni bir duman… Kan kırmızısı bir renge bürünmüş uçsuz bucaksız çorak toprak… Toprağın deniz kıyısıyla birleştiği noktada kızıl saçları yüzünü örtmüş bir kız çocuğu… Çocuğun elleri kanlı… Denizde ellerinde kanı yıkamaya çalıştıkça denizin rengi kan rengine dönüyor ve ellerindeki kan bir kaynaktan fışkırırcasına çoğalıyor.
Bosna’ya ait bir resim değil bu, bize ait…
Çürüyen kalplerimizin, kokuşan ruhlarımızın kokusu genzimizi yakan! Ve masumun, mazlumun kanı, toprağımızdan ekmeğimize karışan…
49- Körlük – Fernando Meirelles
İnsan, dünyaya ve hayata, en çok ve şehvetle neresinden tutunuyorsa, tam da oradan kopuyor hayattan! Maddi uygarlık, sebep-sonuç ilişkilerini de maddi ve fizyolojik olandan derliyor besbelli.
Kalp sağırlaşması ve manevi körlüğün yarattığı ‘insan insanın kurdudur’ düturunu, sonuç değil sebep sayıyoruz böylece! Modern uygarlığın, sebeplerle sonuçları birbirine karıştırmakta ne derece mahir olduğunu hiç düşünmeden…
50- Yalnız Yatmak İstemiyorum – Tsai Ming Liang
Salgın modern yaşamın bir metaforu. Yalnızlaşmış modern insanın, saklandığı sığınağı tehdit eden korku!
Ama bir başka korku; ontolojik korku, yine ontolojik olan sığınma, umut, dostluk ve yakınlık isteklerini tetikleyen bir şey aynı zamanda. Salgın, terazinin, yalnızlaşma tarafına baskı yapıyor; oluşturduğu korku insanın sıcaklığa, dostluğa olan sonsuzluğuna…
Modern insan bu salınmalara yazgılı olan insan mıdır aynı zamanda?

www.ayasofyadergisi.com‘dan alınmıştır.

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv