• in: Fakiranemiz, Gülnaz Eliaçık  | 

    Sesimde Kar Suyu – Gülnaz Eliaçık

      Sesini duymuyorum. Bu beni tedirgin ediyor. Oysa her sabah önce cıvıldaşan serçelerin şarkısı sonra senin sesin; bahar. Bin bir çeşit bahar var, lügatini açıp okumuyor musun? Hepsinin binden fazla anlamı var, duymuyor musun? Sesine yetişmeye çalışıyorum, sesine… Her kapı gıcırtısı, su sesi, kar iniltisi… Hepsi bir araya gelip sadece seni nasıl anlatabilir bana? Anlatıyorlar […]

  • in: Alandayız  | 

    Yeni Dergimiz: ALANDAYIZ

    Bir Yeni e-Dergi Olarak… Alandayız: Vaziyet Alın Yeni bir edebiyat dergisi daha raflarda yerini alamadı. Bu kez bilgisayarlarda, tabletlerde, telefonlarda. İsmi, Alandayız. Bir kuşak dergisi olma ilkesi ile yola çıkan dergi bu ilkeyi ilk sayısındaki sunuş yazısında da vurguluyor. Gayesinin edebi bir kuşak ve ortak bir edebi birikim oluşturmak olduğunu ilan eden dergide genç isimlere […]

  • in: Adige Batur, Fakiranemiz, Şiir Makamı  | 

    Anneme Mektup – Adige Batur

    -ramak: son bakış, son belirti- Yeşil bir düzlüğün tam başında bekliyorsun. Pencereler açılmış İzle diyorlar. Bir adım kala diye bi yer eşik. Yol bitti diye düşünüyorsun bir tekerlemenin sonu. Birazdan büyük bir duaya başlayacakmış gibi artık sana ne korku ne keder ne kışın telaşı ne baharın tortusu. Son ekmeğini ne zaman yedin senin kelimelerin vardı […]

  • Kuzumun koğuş yatağı

    Kuzumun koğuş yatağı

                    Sabahın seherinde yıldızlar saklanmaya başlarken Güneş bir ayrılık üzere doğar Cuma günü hürmetine Şifa niyetiyle bir dua göğe ağar Sabret diyen bir ses duyulur İmtihan diyen bir ses Ve istikamet diyen bir ses iki damla ömür geçer gözlerinden Ah kızım bu senin son kucağın mı? Göğsüme dokunan […]

    Continue Reading ...
  • Ev Kira Şiir Bizim – Adige Batur

    Ev Kira Şiir Bizim – Adige Batur

    İkimiz birden sevinemiyoruz, Gök, kızılken sen Maviyken bulutlar. Ahşap çiçekler ekiyorum, hırsımız kurusun Telaşımı gömüyorum uykuya ömrümün ikindisi. Ama şöyle düşün İkimiz birden üzülebiliyoruz. Buna da şükür. İkimiz birden düşünemiyoruz, düşümüz ayrı. Sen uykudayken ben uyanıyorum Ellerimde peynir kokusu ceketimde kağıt mendil unutulmuş, Çamaşırlar dilsiz, makinalar ruhsuz. Turum tırak -Nazım’ı okuyan anlasın- Iki pencere karşı […]

    Continue Reading ...
  • Tatarca Çeviri: Tilki ile Kurt

    Tatarca Çeviri: Tilki ile Kurt

    TİLKİ İLE KURT Bir tilki köyün ortasından geçen dere boyunda yürüyormuş. Etrafın kararmaya başladığı, bir vakitte, tilkinin karnı çok acıkmış: Yenilecek bir şey bulabilir miyim? deyip tavukların bulunduğu yere giderken, buz tutmuş derenin ortasında delinmiş delikten sallanmış balık ağını görmüş. Şuna bir bakayım demiş. Gerçekten de az önce sahibi ağa bakıp gitmiş. Deliğin ağzı da […]

    Continue Reading ...
  • Fatih’e Mektup – Adige Batur

    Fatih’e Mektup – Adige Batur

    Selamdan sonra Konak en dem ki neşinim der eyvan, man o to Diş değil tırnak değil, bir ırmak niye kanar? Eteğinde ikiz tortular, diğeri kimin, diğerleri kim, bir ev ki her yan misafir. Şehrin gürültüsü senfoni gibi, hisseli harikalar tarihi yahut camiü’l tevarih. Ne çok intikam biriktirdik, affetmekle bitmez. Oysa lehçen memleketlere ayna İhtimal uzak, […]

    Continue Reading ...
  • İbrahim Halil Balçık’ın İlk Romanı “Sarsıntı”

    İbrahim Halil Balçık’ın İlk Romanı “Sarsıntı”

    “Soruyorsun. Yani insan bir devrim kutlamasından eve dönüyorsa, yalnız başınaysa ve aynaya bakıyorsa, saçlarındaki beyazları sayıyorsa, hava da böyle sıcak böyle bıktırıcıysa, sormalı diye düşünüyorsun: Kalabalık dağılınca, marşlar bitince, sloganlar susunca, bayraklar, flamalar, pankartlar bir yerlere kaldırılınca, geçit resmindeki tanklar, askerler kışlalarına dönünce, o coşkulu konuşmacılar meydandan çekilince, kalabalık içinde girdiğin coşkundan eser kalmayıp bir […]

    Continue Reading ...
  • “Torsades de Pointes”- M. Abdullah Kebude

    “Torsades de Pointes”- M. Abdullah Kebude

    yanlış alarm, yine de herkes silah başına   “Torsades de Pointes”   kale nasıl yıkıldı anlatmadım. anlatmadım bu kadar askerledim yürüyüşü. naralar,acele ötüşler, erken hançerlenişler kopardım. eskiterek yordum eve dönüşleri, keskim: nişancı, vurulmadım. Kurulumlar, çadırlar, savaş çığlıkları… ne denir dünyaya ilk görüşte bir düşüşün olaylanışı mırıldanmak, kıkırdamak bir anda, hep bir ağız, bir göz, bir […]

    Continue Reading ...

Antolog

antoloji.org

Santur Müzik

Arşiv