Postmodernizmde Metinlerarasılık ve Pastiş – Osman Tatlı

Postmodernizmde Metinlerarasılık ve Pastiş – Osman Tatlı

60’lı yıllarda özellikle kendini gösteren ve postmodern okumaların temel yöntemlerinden biri olan Metinlerarasılık kavramı, sanat alanında farklı disiplinlerin birbiriyle iç içe geçmeleri sonucu anlam çokluğu bağlamında sonsuz bir alana işaret etmektedir. Metinlerarasılık kavramı Kristeva’nın, Mihail Baktin’in söyleşimcilik kuramından esinlenerek kendi göstergebilimsel kuramın geliştirmesiyle ilgi görmüştür. Kristeva’ya göre ise ‘metinlerarası, kabaca iki ya da daha çok metin arasında bir alışveriş, bir tür konuşma ya da söyleşim biçimi olarak anlaşılmalıdır. Bu noktada kavramı sinemaya uyarlayarak, çekilen filmlerin bazı sahnelerin zaman geçtikten sonra yeniden, farklı amaçlarla üretilmesini ‘filmlerarasılık’ olarak adlandırmak mümkün görünmektedir. Kristeva’ya göre, ‘metinlerarası bir metnin önceki bir metni yinelemesi değil, sonsuz bir süreç, metinsel bir devinimdir. Metinlerarası başka metinlere ait unsurları taklit etmek ya da onları olduğu gibi yeni bir metne sokmak işlemi değil bir “yer(ya da bağlam) değiştirme”(transposition) işlemidir’. Yöntemleri arasında alıntı, gizli, alıntı, anıştırma, yansılama, öykünme, anlatı içinde anlatı, vb. biçimleri taşıyan kavram Kristeva’ya göre aynı zamanda birden çok gösterge dizgesinin yeni bir anlamla donatılarak yeni bir gösterge dizgesi oluşturmasıdır.

Kristeva’ya göre, herhangi bir metin, öncelikle, bir “alıntılar mozaiğidir”. Bir metin, öteki metinlerin, özümsenerek tek bir metin içerisinde birleştirilmesinden başka bir şey değildir. Metinlerarasılık, yazarın ya da okuyucunun, bilinçli bir biçimde, daha önceki metinleri basit bir şekilde ‘taklit’ etmeleri değil, daha önce yazılmış, söylenmiş, en genel anlamda, inşa edilmiş anlam süreçlerinden yola çıkarak yeni metinler elde etmeleridir. Kristeva’nın metinlerarasılık yaklaşımında üç nosyon öne çıkar: (1) Yazan kişi(yazar); (2) Yazılan kişi(ideal okur); (3) dış(ikincil) etkenler. Bu üç olgu, ona göre, yazma yaratma, okuma, alımlama süreçlerinde birbirleriyle yatay ve dikey olarak kesişirler. Burada, gerek metnin yazarı, gerekse metni alılmayan kişi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, okuduğu önceki metinler üzerinde geçişler yapar ve kendi anlam dünyasını buna göre kurar.

Bauman’ın ifadesiyle metinlerarasılık, üzerinde anlaşmaya varılmış bir noktaya ulaşma ya da bu noktada kesilme umudu olmaksızın, metinler arasındaki bitmeyen söyleyişi ve metinlerin birbiriyle konuşmasıdır. Bir metnin içinde başka bir metne referans yapılması ya da başka bir metinden bahsedilmesi şeklinde gerçekleştirilmekte ve böylelikle referanslar aracılığıyla metinler arasında bir bağ yatılarak metinlerarası bir ilişki kurulmaktadır.

Michael Riffaterre, metinlerarası kavramını ‘bir metin parçasının okunmasıyla ilgili olarak bellekte olan, gönderimde bulunulan metinlerin tamamıdır’ biçiminde tanımlamaktadır. Bu bakımdan metinlerarası kavramı, yalnızca yazılı metinle ilgili bir durum değildir. Edebiyattan başka tür anlatım biçimlerinin-resim, müzik, heykel, sinema- yansıması da olabilmektedir. Diğer bir deyişle bir metin, sinemaya da gönderimde bulunabilmektedir.
Metinlerarasılık edebiyatla ilgili çalışmalardan doğan, dolaysıyla daha çok yazınla ilgili çalışmalara dayanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Metin’le kastedilen daha çok edebi yazınsal ürünlerdir ve çoğunlukla metinlerarasılık bu zeminde ele alınmıştır.

Postmodern filmlerin parçalı yapısı ve çoklu olay örgüsü metinlerarasılığın sinemaya yansıması olarak değerlendirilebilir. Postmodern sinemada pastişle filme yansıyan nostaljik geri dönüşler, hikayenin son bulmadan yeni bir hikaye içerisinde kaybolması veya bu filmlerin ardışık olmayan kurgusu film içerisinde gelişmekte olan olayları anlamlandırmada ve filmin bütünsel yapısını çözmede seyirciyi etken konuma oturtmaktadır. Aslında bu noktada klasik modern sinemada veya modern sanat sinemasında da sinemanın doğası gereği benzer metinlerarası ilişki süreciyle anlamlandırmanın mümkün olduğu söylenebilir. Fakat modern sinema eleştirel anlamı ortaya koymak için, kendi kalıplarında mesaj içeren, yeni bir şey söyleyen ve bir hikaye anlatan sanat eserini ortaya koyarken metinlerarasılığın film içerisinde yer almasından ziyade metinlerarasılığın kullanım biçimidir. Postmodern filmlerde benzer sanatsal kaygı olarak veya anlamlandırma sürecinde bir öğe olarak değik, kurgulanan oyunun bir parçası, yüzeyselliğin ve eğlencenin tamamlayıcısı olarak metinlerarasılığa rastlanmaktadır.

Postmodern metin türü yüksek sanat ya da popüler ayrımı yapmadan, daha önceden var olan bütün metinleri malzeme olarak kullanır onları bağlamından koparır ve yeni bir anlatının unsuru olarak kullanır. “Çatışkılı(paradoksal) olarak, hem popüler hem de seçkin yazın ve kültür geleneklerini kullanan postmodern metinler genellikle öykü anlatımı / işaret edimi ve anlatılmış /işaret edilmiş metinlerin hatırlanmasıyla ilintilidir.

Bugün bu uygulama yazınsal ve görsel metinlerin inşa edilmesinde yaygın hale gelmiştir. Postmodern metin türü; öz-düşünümsellik (self-reflexivity), metinlerarası(intertextuality), kolaj, çoğulluk ve parodi ve pastiş üzerinden simulasyon yapma gibi kesinti statejileri kullanır.” Postmodern metin kurma biçiminin, radikal bir kopuş, kökten bir yenicilik olmadığı hatırlandığında ve onun çoğulcu yaklaşımı göz önüne alındığında çok katmanlı anlam yapısını oluşturmak üzere ve bundan taviz vermeyerek eski, göreneksel anlatı biçimlerini muhafaza edebildiğini görmek şaşırtıcı olmaz.

Hangi yöntem kullanırsa kullansın postmodern metinleri sürekli bir gönderme yapma ve alımlayıcısından, söylenmemişin anlaşılmasını, ortada olmayanı görmesini kısacası boşlukları doldurmasını talep eden bir hal içindedir.

Metinlerarası ve hipermetinsel gezintiler ve onların alıntılayıcı estetiği herhangi bir postmodern metnin tipik özellikleridir. Kendi varlıklarını, her anlamın ve her öykünün yeniden okunması yoluyla dönüştürülere farklılaştırılmış bir tekrar üzerine oturturlar.

Pastiş(öykünme) ve Parodi (yansılama) işlemleri yazın alanında metinlerarasılık olarak ifade edilen kavramlardır.
Metinlerarası ilişkilerde türev ilişkileri olarak tanımlanan Pastiş(öykünme) ve Parodi(yansılama) ise öteki metne gönderme yaparak onu biçim ya da içerik düzeyinde taklit etme işlemidir.

Pastiş ya da diğer bir deyişle benzek-pastiche-; bir sanatçının üslubunu, tarzını, dilini veya düşüncesini taklit ederek ve önceki formdan hareket ederek yeniden oluşturulan eser olarak tanımlanabilmektedir. Diğer bir ifadesiyle bir sanatkarın dil ve anlatım özelliklerini temel alarak onu anımsatan, çağrıştıran yeni bir çıktı ortaya koymaktır. Bu anlamıyla stil öykünmesi olarak tanımlanabilen pastiş yöntemi; saygı göstermek, parodi yapmak, yermek ya da aşmak gibi amaçlarla kullanılabilmektedir.

Pastiş; var olan olguların alaycı, ironik bir karışımıdır ve olayları ciddiye almayı reddetmeyi, bunların göz kırpma, dil çıkartma gibi göstergelerini kullanmayı yeğlemektedir. Potpuri anlamında farklı çalışmalardan alıntılarla yapılmış çalışmalar olarak da yayımlanabilen pastiş; ironi, taklit ve alıntı ile olduğu kadar parodi-parody- terimlerinden biriyle adlandırılabilmektedir(Gencer 2006: 341). Bu bağlamda, bir metnin postmodern olup olamayacağını ölçütü olarak kabul edildiği görülen pastiş ve parodinin her ikisi de ancak metinlerarasılık ile var olabilmektedir. Öyle ki, diğer türlere ait üslup özelliklerinin taklidi demek olan pastiş ve montajlanan, alıntılanan ya da ismi zikredilen eserlerin eğlendirmeye hizmet etmesi için alaya alınarak ve bozularak kullanılması demek olan parodi, ancak metinlerarasılık bağlamında metin yer alabilmektedir. (karaburgu 2008: 10)

Ancak diğer taraftan her ikisi de farklı şeylere gönderme yapmaktadır. Ölü biçimlere öykünme olarak da ifade bulan pastiş; diğer yapıtların imgelerini ve bölümlerini parçalar halinde alarak kullanırken, onları yinelemekte ve yapay birleşimlere giderek daha canlı bir etki bırakmaya çalışmaktadır. Hala yaşayan ve etkili olan biçemleri gözden düşürmeyi ve onlarla alay etmeyi amaçlayan parodi ise, modern sanat içerisinde verimli bir yaşam alanı bulmuştur. Ancak modern biçemlerin medya konuşmalarına indirgenen yanları içerisinde ortadan kalkmıştır.

Son olarak Rıdvan Şentürk’ün filmlerde metinlerarasılığın kullanımıyla ilgili düşüncelerle bölümü bitirelim. “Bu Filmlerin yönetmenleri, her şeyin daha önce söylendiği ve yapıldığı fikrinden hareket ederek yola çıktılar. Bu yönetmenler ve filmler birlik ve kıvama aldırış etmeksizin, kasıtlı olarak sinema tarihinin janrları, ahenk ve tarzlarından besleniyorlar. Bunlar daha çok biçimlerin, mevkilerin ve kültürel zümrelerin yan yana gösterime sunulmalarını ve muallâkta bırakılmalarını tercih ediyorlar. Bu yönetmenler ve filmleri seyirciye, film kopyalarının arkasında, diğer filmlere göndermeler olduğunu tekrardan inşa ve anlamı kontrol etmenin zevkli ve metinlerarasılığa, sembolik olanla gerçek olan arasındaki dekonstrüktif sınır aşımına duyulan arzunun gizlendiğini haber veriyorlar.”

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

Latest posts by Fakirane (see all)

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv