Sanatçı ve Kibir – Mustafa Kutlu

Sanatçı ve Kibir – Mustafa Kutlu

Adam “Sen anlamazsın” diyor. Ne hakkı var buna? Herhalde şöyle düşünüyor: “Sen bu işin eğitimini görmemişsin, müzeleri gezmemişsin; bir resme, bir heykele nasıl bakılır bilmiyorsun”.

Öyle mi? Peki sen nerden biliyorsun benim kronolojimi. Yaptığın bu ucube eserleri beğenmek mecburi mi? Belki ben Avrupa gördüm, çok müze gezdim estetik beğenim gelişti. Veya bunlar hiç olmadı ama yine de gördüğüm bir eseri değerlendirebilirim, ben de insanım yahu.

Sanatçının yüceltilmesi bize batıdan gelen bir şey. Onu diğer insanlardan farklı buluyoruz, yarı tanrı gibi sanki. Bu bir pagan geleneği, tanrılardan ateşi çalan Prometheus”un hatırasını taşır. Bizde “deha” diye bir şey de yoktur. Hz. Peygamber “Ben de ancak sizin gibi bir insanım” diyordu. “Deha” insanüstü bir sıfat gibidir, kibre yol açar. Sanatçı”nın öteki insanları aşağı mertebede görmesi kendine biçtiği rol sebebiyledir. Bu “tavşan dağa küsmüş, dağın haberi yok” misali gibidir. Yahut “Şeyh uçmaz müritleri uçurur”. Geleneğimizde “ben” demek terk-i edeptir. Van Gogh hayatında hiç resim satamamıştı. Demek ki sanatın bir piyasası var. Eğer bunu küçümsüyorsan yazdığın şiirleri, kendine sakla, neden yayımlıyorsun?

Hem yayımlıyorsun hem de “Geri zekalılar beni anlamıyorlar” diyorsun.

Sanatçının halkı küçümsemesi bazı noktalarda, konularda çuvallar. Bu defa hazret ağız değiştirir ve halkı yüceltmeye başlar, hatta onunla da yetinmez “halka inmek” ister. (Malum kendisi Zeus gibi yüksek bir tepededir)

Nedir onlar?

Mesela mimari.

Karadeniz”in, Mardin”in, Safranbolu”nun, Tire”nin, Eğin (Kemaliye)”in, Muğla”nın vb. o görenleri hayran bırakan evlerini, konaklarını kim yaptı?

Kim olacak hepsi düz bir vatandaş sayılan kalfalar. Asırlar içinde usta-çırak ilişkisi, mahallenin katkısı, hele ki evleri boyama konusunda kadınların zevki bu estetiği oluşturmuştu.

Estetik yazma deseninden elbiseye, iğne oyasından ahşap işlemeye kadar uzanır. Sıra halılara, kilimlere gelince sanatçıların da dili tutulur. Aman Allah”ım bu ne uyum, bu ne güzelliktir. (Ancak modernizme, modern sanatlara, sanayi toplumunun getirdiklerine bir türlü ısınamamış, anlam verememiştir. Bu uzun bir konudur, yeri değil).

Şimdi halkın böyle bir seviye tutturmasına dayanamaz sanatçı. Arkadaş neyi kıskanıyorsun. Bu halk evinde birer başyapıt olan Mevlid”i, Fuzuli Divanı”nı, Hatayi Divanı”nı, Yunus ilahilerini okuyor.

Orta Asya”dan Fas”a kadar uzanan coğrafyadaki musikiyi harmanlayarak ve tıpkı aruz vezni gibi makamlara dökerek her topluluk, her coğrafya kendine has bir musiki üretmiş.

Bu musikinin hiç mi değeri, işlevi yok. Sen Âşık Ömer”e, Karacaoğlan”a burun kıvırıyorsan onlara “Eh işte halk sanatı” diye bir yer biçiyorsan, zenaat ile sanatın arasına anlaşılmaz mesafeler katıyorsan o zaman neden Neşet Ertaş hayranısın? Neden Veysel”i, Mahzuni”yi seviyorsun. Malatyalı Fahri”yi, Elazığlı Enver Demirbağ”ı, bir tekmede deviriyorsun. Adama ne derler biliyor musun?

Sayı ile kendine gel derler.

Bizim geleneğimizde sanatçının kibir bir yana eserine imza atmaması bile usuldendir. O anonim sayılan eserleri elbet birileri besteledi, ama adlarını bilmiyoruz. Ne demişler “Sen bir iyilik yap at denize, balık bilmez ise Hâlık bilir”.

Hem batılı mânada resmin bizde gelişmiş olmaması niçin eksiklik sayılsın. Bizim dünyaları fetheden bir “hat” sanatımız var. Tezhib”i, ebruyu saymıyorum. Hat sanatını dahi “görsel sanat” olarak görmüyorum. Bizim anlayışımızda “işitmek”, “görmek”ten önce gelir. Biz görmeden inananlardanız. İman budur.

Sanatçı kardeşim alçak gönüllü ol. Kimseyi hor görme. Sana yakışan budur. Sen ki “Kainatın kitabını” okuyan, “kainatın eşsiz ritmine” iştirak eden birisin. Yunus Emre”yi dinle:

Benim yüzüm yerde gerek

Bana rahmet yerden yağar

(Yeni Şafak)

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane
Tagged with:

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

Bir Cevap Yazın

Arşiv