Sarhoş Atlar Zamanı – M.Fatih Kutlubay

29780Adının etkisinde kalıp izleme hissi uyandıran bir çok film olmuştur. O kadar ki bazen ismin yapımın önüne geçtiğini düşünülür.İşte o hissi veren bir film var : Sarhoş Atlar Zamanı.( Kürtçe adıyla Dema Hespên Serxweş) İranlı Kürt yönetmen Bahman Gobadi’nin yarı belgesel tadında çektiği gerçek olay ve kişilere dayanan filmi.Ghobadi’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Sarhoş Atlar Zamanı, yönetmenin de memleketi olan Bane’de çekilmiştir.Film adını kaçakçıların üşememeleri için katırlarına viski içermelerinden alıyor.
İran-Irak-Türkiye sınırına gidiyoruz. Çetin bir kış. Kar? Var. Tipi? Var. Soğuk? Var. Sefalet? Ziyadesiyle… Kahramanlarının aynı zamanda filmin oyuncusu olduğu bir hikaye. Sınır köyünde kaçakçı olan babaları öldükten sonra – ki anneleri de en küçüklerini doğururken göçüp gitmiş – kendi başlarının çaresini bakmak zorunda olan beş güzel kardeş çıkıyor karşımıza. Yakın dönem İran sinemasında aşina olduğumuz çocuk imgesi başköşede duruyor. İnsan olmanın ağırlığını sırtlayan çocuklardan Eyub, baba olmak zorunda. Dedik ya mevsim kış. Karlar arasında kurumuş ağaçlardan odun toplayarak başlayan Eyub’un zorunlu babalığı katır sırtında kaçakçılıkla devam ediyor. Engelli ağabeyi Madi’nin ameliyatına para bulmak için başlıyor her şey.
Dış ses olarak kardeşlerden Emine’nin ağzından dinliyoruz örgüyü Emine diğer kardeşleri gibi aynı kıyafetle görünüyor film boyu. Emine okuyor, okula gitmelisin diyor Eyub, alıştırma kitaplarını getirirken. Büyük abla Rojin’e annelik düşüyor.Madi…asıl büyük abimiz olan Madi’ye hastalığı sebebiyle ihtimam gösteriyor kardeşleri.Eksik kalan tüm sevgiler onda tamamlanıyor.
Oyuncuların tamamı bölgede yaşayıp kaçakçılık yapmak zorunda kalan insanlar.Gerçek hayatlarını bir süre dondurup oyuncu olarak boy gösteriyorlar filmde.Bir çoğu da kendi ismiyle oynuyor.Ghobadi, oyuncuların bir çoğunun film sonrası tekrar katırcılığa döneceğini söylüyor çekimler sırasında. Madi film sonrasında da tedavi olacak paraya sahip olamıyor.
Savaş sonrası yıkım ve zorlu yaşam mücadelesi her sahnede gözler önüne seriliyor. Sarhoş Atlar Zamanı için Mezopotomya’nın filmi demek yanlış olmayacaktır.Mevsimin, coğrafyanın ve dağın insanı ne denli zorlayacağına dair fikir veriyor.Çalışmak zorunda kalan çocuklar,yaşamak zorunda olan insanlar ve göze alınan baskınlar.Bunun yanında fedakarlığın da böyle bir çeşidi.Yetmiş beş dakikada insan hayatından bir kesiti bu denli gerçekçi gözler önüne sermek ve içine bu kadar şey doldurmak, ancak usta yönetmenlerin işidir.Ghobadi de bunun hakkını vermiştir.
Filmde anlatılanlara dair söylenecekler o kadar çok ki iyisi mi bunu izleyenlere bırakıp filmle ilgili bir takım somut bilgilerle devam edelim. Mesela film Cannes başta olmak üzere uluslar arası bir çok festivalden eli dolu dönmüş, toplamda 11 ödüle layık görülmüştür.
Ghobadi için inanılmaz bir motivasyon ve özgüven kaynağı olan Sarhoş Atlar Zamanının ardından yönetmen, Irak Savaşı devam ederken Kaplumbağalar da Uçar filmini yazıp yönetti ve filmi “Diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına” ithaf etti.

Bir Cevap Yazın

Arşiv