Sürünün Dışındakiler – Adige Batur

Sürünün Dışındakiler – Adige Batur

“Onlar sürü yavrum. Zincirlerinden başka kaybedecek neleri var?
Karanlıktan geldiler, karanlığa gidiyorlar.
Ummandaki dalgalar gibi sayısız. Tarihi yok bu sürünün. Macerası yok.
(Cemil Meriç)

Toplum dediğimiz şey “sosyal” ağlarla örülü bir sürü, “el alem ne derciler”, “ama herkes yapıyorcular”, “neme lazımcılar”, “bizim neyimiz eksikciler”, “benim kalbim temizciler” gibi çeşitlemelerden oluşan bir büyük sosyal topluluk. Sosyaller çünkü bir diğerine bakmadan yapamazlar, ilgi ve iltifatla beslenirler, “acaba ne derler” korkusu ile “şöyle desinler” ümidi arasında var güçleri ile sosyalleşme çalışırlar. Herkese göre giyinir, herkes gibi konuşur, herkes kadar üzülür, herkesten temiz bir kalbe sahip olurlar. Konuştuklarında anlarsınız ki hep onlara haksızlık yapılmıştır, her tartışmada onlar haklıdır, her kavgayı onlar kazanmıştır. Herkesin dinlediği şarkıları dinler, çok satan kitaplara bakarlar. “Neden?” sorusuna, “Ama herkes yapıyor” türevinde cevaplar verirler. Fakında olmasalar da bu sürünün “Herkes” adlı bir tanrısı vardır.

Sürünün Dışındakiler ise Asosyalist olanlardır. Sosyalleşememekten ziyade bundan uzak duran, kendini zaman zaman toplumdan bilinçli ve kontrollü olarak çeken, bilerek ve isteyerek insanlardan uzak kalandır. Çoğu zaman, “başka türlüsünü yapamam” diyebileceği özellikleri vardır. Onları bu yönleri ile sürüden kolayca ayırt edebiliriz:

– Asosyalist kişinin kendini başkalarına beğendirme gibi bir derdi yoktur. İnsanların beğenmelerine ya da beğenmemelerine karşı zamanla kayıtsız hale gelir.
Sosyal ilişkilerin ve toplumu yönlendiren algıların da ötesindeki amaçlara yönelir.

– Günlük, siyasi, ekonomik ve sosyal olaylarla doğrudan ilgilenmez. İlgi alanı insanlar ya da olaylar değil, kavramlardır. Bu nedenle basit ve yüzeysel tartışmaların olduğu ortamları sevmez, bu konuşmaları basit ve gereksiz bulur. Çoğu zaman bu nedenle susar ve sosyalleşememekle suçlanır.

– Şahsi menfaate dayalı eleştiri ya da beğenilere karşıdır.
Öznel ve keyfi uygulamaları sevmez, sadece kendi tarafını veya grubunu seven ve savunan insanlardan uzak durur.

– insanların kendilerini küçük düşürmelerine tahammül edemez, böyle durumları eğlenceli bulmaz. Bu tür ortamlarda bulunmak istemez, düğün nişan gibi etkinliklerdeki eğlenceleri bu nedenle sevmez. Sevmediği için dışta kalır.

– Protokolden hoşlanmaz, teşrifatçılığı sevmez. Alışverişte rahat bırakılmayı ister, sahte ilgi gösterisinde bulunan tamamen satış amaçlı tezgâhtar diyaloglarından nefret eder. Böyle bir durumda mekânı terk etmeyi tercih eder.

– Samimi ve içten davranışlar görmek ister, “-miş” gibi yapılmasından hiç hoşlanmaz. Yapmacık davranışların neredeyse kural haline geldiği sosyal ortamlara yaklaşmaz. “Ay kıyamam”cılardan hazzetmez.

– Konuşmayı beceremeyen insanların, gevezeliği uzatıp bir sohbet izlenimi vermeye çalışmasına tahammül edemez. Buna katlanmaz, ya da böylelerinden uzak durur.

– Hiçbir şeyin tam anlamıyla taraftarı ya da fanatiği olamaz. Takım tutmak, siyasi, toplumsal, sanatsal veya dini grup ve toplulukların ateşli taraftarı olmak ona göre değildir.

– Egoistlerden ayrılan özelliği, bireyci olmasına rağmen aynı zamanda hakperest olmasıdır. Toplumun menfaati için kendi menfaatinden vazgeçebilir.

– İnsanların geneline hitap edemez, herkesle anlaşabilen biri değildir.

– Sosyalleşme sorunu yoktur, bilinçli olarak sosyalleşmeden uzak durur.

– Çevre edinmek, herkesi tanımak, nüfuz oluşturmak gibi çabaların zaruri olduğu dayatmasını kabul etmez.

– Kınayıcının kınamasından korkmaz. “Ne derler acaba.” adlı putu devirir.*

– Moda adlı sürü psikolojisi ürününe karşıdır, hiçbir şeyi moda diye giymez, giymek istediği şeyin moda olmasını beklemez.

– Elitizm’in kast sistemini takmaz. Varlıklı insanların kendini ayrıcalıklı görmesine tahammül edemez. Ziya Paşa’nın “zerduz palan” ** teorisine inanır.

– Herkes gibi davranamadığı için toplum tarafından pek hoşlanılmayan bir tarzı vardır. Bazen konuşmamakla bazen de çok konuşmakla itham edilir.

– İnsanların kafasını karıştırmakta mahirdir. Yerleşik düşünceleri yıkan konuşmaları nedeniyle insanları huzursuz eder. Sorgulamadan, etraflı düşünmeden bir fikri kabul etmeye; empati yapmadan da reddetmeye yanaşmaz.

– Toplum değerlerine, inanç, kültür veya ahlaki değer anlamında karşı değildir. Değerleri savunur. Toplumun sosyalleşme unsurlarındaki dayatma, zorlama ve mahalle baskısına karşıdır.

– Yapmacık nezaket ve ikiyüzlü tavırların sosyalleşmenin gereği yahut zorunluluğu olduğu fikrini reddeder.

– Modern çağın çok katlı süslü yapılarını, çatı katı olan ahşap bir kulübeye değişir. Ona göre sade olan ihtişamlıdır.

– Sonları ve sonlandırmayı sevmez, hiçbir şeyin tam olarak tamamlandığını düşünmez. Bu yazının sonunu ucu açık şekilde bırakması da bundandır.

__________________________________________________

*”Ne derler acaba” diye kahrolası bir put vardır!” İsmet Özel.
** Zerduz Palan: Altın semer. Bkz. Zerduz palan vursan eşek yine eşektir.

Adige Batur

Adige Batur

Yazar - Egitimci at Fakirane.org
Seksen doğumlu... Kökleri şairi bol bir memlekete dayansa da Gazi şehirde dünyaya geldi... Yaşından büyük gösterdiği konusunda yaşıtları hemfikir.
Edebiyat eğitimini üniversitenin dersliklerinden çok, kütüphanesinde vakit harcayarak geçirdi. Parlak bir öğrenci değildi.
İstanbul'a ilk gittiğinde nişanlandı, ikinci gittiğinde evlendi... Bir kızı bir oğlu var.
Öğretmen oldu. Özel eğitim kurumlarında çalıştı, çalışıyor...
Hüsn-ü Hat talebesi...
Hikayeye merak sarmış olsa da şiir, her zaman başucunda. Yazabildiğine seviniyor, "Yazdıran" a şükrediyor...
Adige Batur

Latest posts by Adige Batur (see all)

About author

Adige Batur

Seksen doğumlu... Kökleri şairi bol bir memlekete dayansa da Gazi şehirde dünyaya geldi... Yaşından büyük gösterdiği konusunda yaşıtları hemfikir. Edebiyat eğitimini üniversitenin dersliklerinden çok, kütüphanesinde vakit harcayarak geçirdi. Parlak bir öğrenci değildi. İstanbul'a ilk gittiğinde nişanlandı, ikinci gittiğinde evlendi... Bir kızı bir oğlu var. Öğretmen oldu. Özel eğitim kurumlarında çalıştı, çalışıyor... Hüsn-ü Hat talebesi... Hikayeye merak sarmış olsa da şiir, her zaman başucunda. Yazabildiğine seviniyor, "Yazdıran" a şükrediyor...

İlgili Makaleler

2 Comments

  1. Notice 13 Mart, 2017 at 11:48

    Kaleminize sağlık! Aynı zamanda dava adamının da özellikleridir bu sayılanlar. .

    • Fakirane 15 Mart, 2017 at 21:19

      Teşekkür ederiz. Bu yazı aynı zamanda bizim için bir manifesto niteliğinde.

Bir Cevap Yazın

Arşiv