Tatarca Çeviri: Tilki ile Kurt

Tatarca Çeviri: Tilki ile Kurt

TİLKİ İLE KURT

Bir tilki köyün ortasından geçen dere boyunda yürüyormuş. Etrafın kararmaya başladığı, bir vakitte, tilkinin karnı çok acıkmış: Yenilecek bir şey bulabilir miyim? deyip tavukların bulunduğu yere giderken, buz tutmuş derenin ortasında delinmiş delikten sallanmış balık ağını görmüş. Şuna bir bakayım demiş. Gerçekten de az önce sahibi ağa bakıp gitmiş. Deliğin ağzı da donmamış. Tilki hem ayakları hem de ağzıyla balık ağını dereden çıkardığında ne görsün: balık doluymuş! Tilki balık ağını bir şekilde yırtmış ve balıkları alıp yakındaki bir ot birikintisi üstüne çıkıp lezzetle yemeye başlamış. Oralarda yine bir aç kurt da; acaba karşıma yiyecek bir şey çıkar mı? Diye yürürken hassas burnuna balık kokuları gelmeye başlamış. Balık kokusunu takip edip tilkinin bulunduğu yere gelmiş. Pek içten, pek dostça,  bir sesle:

– Nasılsın, dostum ? demiş. Tilki ağzına balık doldurup çiğnerken:

– Çok güzel! diye cevap vermiş.

– Nedir o, güzel bir şey yiyorsun galiba? Kokusu her yeri sarmış! Demiş. Kurt yutkuna yutkuna, ağzının sularını diliyle sile sile.

– Ben mi? Balık  yiyorum, demiş tilki.

– Nereden aldın, nasıl aldın balığı? diye sormuş kurt.

Kurt usul usul bakmaya başlamış. Balık yiyip duran tilkiyi yiyesi gelmiş.

– Al  tadına bak, demiş. Kurdu kandırıp oyalamak için önüne biraz balık kılçığı atmış. Kılçıkları çiğnemeden yutan kurt biraz sakinleşmiş.

Biraz sonra:

– Bana da öğret, ben de gidip alayım bu balıklardan! diye tilkiye yalvarmaya başlamış.

– Dinlenip, anlatayım, demiş Tilki. Bak surda az ileride bir dere var. Derenin üstünde bir buz deliği var. Daha donmamıştır. Biraz donmuşsa da ayağınla buzu kırarak kuyruğunu delikten içeri sokup otur. Hiç kımıldama. Kımıldarsan balıkları korkutursun, gelmezler. Böyle otur kuyruğundaki kıllar kadar balık yakalarsın. Kurt, tilkinin anlattığı buz deliğinin yanına varmış. Deliğin üstünde ince bir buz tabakası varmış, onu kırmış ve tilkinin söylediği şekilde kuyruğunu sonuna kadar buz deliğine sokup hiç kımıldamadan oturmaya başlamış. Biraz oturmuş, denemek için kuyruğunu azıcık çekmiş. Hafif bir acı duymuş kuyruğunda: “Ay, aman! Balıklar korkup kaçmasınlar da acısın kuyruğum! demiş ve yine hiç hareketsiz oturmaya devam etmiş. Böyle uzun süre oturduktan sonra kuyruğunu sudan çıkarmak istemiş, ama yerinden kımıldayamamış. “Oy! Çok mu fazla balık toplandı kuyruğumda? diye çekmeye başlayınca başına ne geldiğini anlamış aklı başından gitmiş. Zavallı kurdun kuyruğu tamamen donmuş. Seher vakti buz deliğine su almaya gelen köylü kadınları ne görsünler: Buz deliğinde bir kurt oturup durmakta! Hemen erkeklere haber vermişler, erkeklerin uzun ve kalın sopalarla kurdun üstüne yürümüşler. Bu arada balıkçı da elinde buz kırmaya yarayan demirle kurdun kafasına bir iki vurmuş. Sonunda zavallı kurt cansız yere serilmiş. Köylüler kurdun derisini yüzmüş ve pazarda satmışlar. Bu arada tilki ne yapıyormuş, dersiniz. Tilki oturduğu birikintinin üstünde olanları seyredip gülüyormuş.

Günümüz Türkçe’sine Aktaran: Abdulkadir Üstündağ

Fakirane

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına
Fakirane

Latest posts by Fakirane (see all)

About author

Fakirane

Fakirane... Herkes için değil, meraklısına

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv