Yağmurla Gelen Sultan


   Yorgun şehir daha fazla yorulmak istemiyor açıyordu kollarını fatihlerinin en hayırlısına. Biliyordu daha önceki hiçbir fatihi onun kadar sevmedi kendisini, onun kadar arzulamadı. O şehre girer girmez bütün bulutlarını çağırıp bu defa hüznünden değil sevincinden ağlıyordu. Biliyordu şehir, kendisi gibi o da çok acı çekti, o da uykusuz geceler geçirdi. Aklı fikri kendisindeydi, kendisininki de onda.

Bundan önceki hükümdarlar çoktan başlamışlardı kendisine ızdırap vermeye, sinesinde onulmaz yaralar açmaya. Kendisinin kucak açtığı, bağrından çıkardığı rızkıyla beslediği halka da zalimce davranıyorlardı. Parsellere ayırıp kendisini lordlara yem ediyorlardı. Hoş görmüyorlardı kusurları, hataları affetmiyorlardı. Kaç kere kurtulmaya çalıştıysa da bunlardan başaramadı. Hâlbuki kaç kere denemişti taç ile tahtlarını yerle yeksan etmeyi. İnsanlar deprem dese de adına, aslında o homurdanıyordu yaptıklarına. Yangın deseler de o öfkesinden alev alıyordu. Sel deseler de o çaresizliğinden ağlıyordu. İstemiyordu bağrında ur gibi bu zulümkârları ama atamıyordu da. Öyle bir yerleşmişlerdi ki veba gibi yayılıyor, yok olmuyorlardı. Bir de kimse kendisine el sürmesin diye aşılmaz duvarlar çekmişlerdi etrafına. Bunlar yüzünden ne masmavi Marmarayı doya doya seyredebiliyor ne de güzelim bahar aylarında Silivri ormanlarının ferahlatan rüzgârına kaptırabiliyordu kendisini.

Bugün koynunu açtığı genç Sultan ise o zalimlerin hiçbiri gibi değildi. Bu genç adamın kalbinde kendisine karşı sönmez bir aşkın ateşi yanıyordu. Atalarından devraldığı zorlu mirasa layıkıyla sahip çıkabilen bu genç Sultan; müjdelerin en güzeline de nail olmuştu. O müjdeydi kıtalar aşıran, denizler geçiren, olmaz denileni olduran. O müjdeydi Sultan’ın kalbine bir kemankeşin oku gibi saplanan ve şehir biliyordu ki o müjdeydi Sultan’ı kendisine âşık eden. Şükrediyordu o müjdeyi Sultan’ın kalbine ve aklına nakşedene. Müteşekkirdi o müjdeyi çağlar ötesinden bildirene. Hem tanıdıktı o müjdeyi bildiren. Bağrında O’ndan emanet muhteşem mabedi, yanı başında ise O’nu misafir eden komşusunu koruyordu. Belki de bu vefasının karşılığıydı böylesi muhteşem bir Sultan’a yâr olmak.

Sultan girer girmez o ana kadar kendini tutan şehir, binyılların zulmünden, kan emicilerin elinden kurtuluşuna ağlamaya başlıyordu. Üzerini kaplayan kurşunî bulutlar gibi şehir de son defa grilere bürünmüştü.

Şehre girer girmez yağan rahmete doya doya baktı Sultan. “La tahzen” diyordu. “Üzülme ey şehir! Bundan sonra sana sıkıntı yok. Bu son iç çekişindir. Gayrı sana gülmeler yaraşır ağla şimdi çünkü bu son gözyaşlarındır. Şimdi ağla müsebbibi olmadığın günahların aksın. Sezar’ın Roma’sı, Abbasi’nin Bağdat’ı ne ise sen de bana öylesin: Fatih’in Konstantiniyye’si. Kıyamete kadar adın adımla yazılsın, dünya durdukça sen de durasın şanınla ve dahi şanımla.”

Bakışlarını gökyüzünden yeryüzüne çevirdi. Sahip olduğu gül bahçesine doya doya bakıyordu, kana kana içiyordu bu güzelin gözyaşlarını. “En baştan” dedi “Yeni baştan bir dünya kurulsun şehirlerin kraliçesinde. Hem doğulu hem batılı bir dünya.” Çünkü kendisine kucaklarını açan bu şehir onu Doğu’nun Padişahı Batı’nın Kayzeri yapmıştı.

Eğildi Sultan, atı El Hamse’den inmişti. Bir avuç toprak aldı eline sarığına serpti. “Ya Muzaffer!” dedi. “Allah’ın fethi gerçekleştiği zaman Rabbine hamdet ve O’ndan mağfiret dile.” Her türlü enaniyet duygusundan koparan bu ilahi kelam, Sultan’ın hiç aklından çıkarmadığı bir diğer mübarek kelamı gayrı ihtiyarî dudaklarına döktü: “Konstantiniyye elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker; onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır.”

İki avucunu yüzüne götüren Sultan “El Hamdulillahi Rabbi’l Alemin” derken yağmur hala devam ediyordu. Şehri bütün günahlarından arındıran bu mübarek sağanak yedi düvele aynı şeyi ilan ediyordu: Bugün Dünyanın ilk günüydü…

Fatih Kutlubay

M.Fatih Kutlubay Keleş

M.Fatih Kutlubay Keleş

Yazar at Fakirane.org
91/Çukurova.
Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı.
Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.
M.Fatih Kutlubay Keleş

About author

M.Fatih Kutlubay Keleş

91/Çukurova. Hukuk Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi aldı. Öyküleri ve yazıları Hece, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Hayal Bilgisi, Fakirane ve Palto dergilerinde yayınlandı.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Arşiv